Archive for the ‘Türk Sanat Müziği’ Category

Müzeyyen Senar

Monday, August 9th, 2010

Müzeyyen Senar öleyazar diye çok korkuyorum. Böyle tatlı, böyle zarif ve böyle yiğit bir kadın bulunamaz da şarkılar arabesk tartışmaları arasında unutulur gider diye korkuyorum. Kara haberi duyarsanız, bana bildirmeyin. Bir köşede sonsuzluğuna inanayım ses emekçiliğinin.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Maçin Dağı

Saturday, April 3rd, 2010

Macin Dagi Hic Sormazsin Nazli Yari

http://www.incogniterra.org/pages/tiles/stories/dobrogea/story_dobrogea.jsp

Maçin Dağı Aman Da Maçin Dağı Ah
Hiç Sormazsın Nazlı Yari Aman Aman
Gurbet Ele Düşmüş Gördüm Aman Aman
Silen Yok Gözüm Yaşı

Maçin Dağı Aman Da Maçin Dağı Ah
Niçin Yüzün Kara Yaslı Aman Aman
Gurbet Ellerde Rastladım Aman Aman
Karalar Bağlamış Yari

Maçin Dağı Aman Da Maçin Dağı Ah
Niçin Susmuş Yarin Sazı Aman Aman
Yuvasından Ayrı Düşmüş Aman Aman
Ağlar Gördüm Nazlı Yari

Recep Birgit’ten dinledik.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Mâni oluyor hâlimi takrîre hicâbım

Thursday, February 11th, 2010

Mani Oluyor

Mâni oluyor hâlimi takrîre hicâbım
Üzme yetişir, üzme firâkınla harâbım
Mahvoldu sükûnum beni terk eyledi hâbım
Üzme yetişir, üzme firâkınla harâbım

Makâm : Hicazkâr
Usûl : Curcuna
Bestekâr : Tatyos Efendi

Güftekâr : Nigâr Osman Hanım

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Son 10 Yılın En İyi Hiçbirşeyi

Sunday, December 27th, 2009

Neymiş bu son 10 yılın bilmem nesini seçmek ya…  Canımı sıktılar artık. Aklım hafsalam almıyor. Ahkam müdürlüğü ve müdireliğine soyunanlar kadar, yanlış hatırlatıcıların da eksiği yok bu konuda. Hiç başkaca bir dert yaşanmamış gibi şu son 10 yılda, en iyi ve en güzel filmler, maçlar, goller, diziler apansızca seçiliyor. Seçin tabi, seçin de son 10 yılda, benim ailem yıkılmış, kaderime İzmir yazılmış, deli gibi aşık olmuşum, siyasetin kirli koridorlarında kire bulanmışım, adam olmuşum, sakalımı sevmişim, saçımı bi’ yo’ kesmiş, bi’ yo’ uzatmışım, kısacası yaşamışım. Siz oturup “2010′a girerken ne liste yapılır bundan!” diyerek maç, film, dizi ve bilumum ne varsa izleyip takip ettiyseniz geçmiş olsun. Mevcut medyanın kıçında çıkan ters bir çıbansınız, başka da birşey değilsiniz.

Hiddetli miyim neyim bilemem artık o kadarını da… Sen kardeşim bu son 10 yılında en güzel ölen işgaldeki Iraklının, bombalamadaki Gazzelinin, tsunamideki Endonezyalının, dağdaki Kürdün, askerdeki Türkün listesini yapabilir misin? Son 10 yılda bulunduğun en güzel rakı masalarını listeyebilir misin? Yoksa o eleştirip durduğun tek eğlencesi PES olan milyonlarca genç erkek gibi, sen de oturup tek eğlence olarak film mi indirdin? Bu musun sen? Geçelim bunları. Bak son 10 yılda Bush’tan nefret ettik, Obama gelsin dedik. Adam bi’ punduna getirip savaş diyor. Halkçı Katil’i kaybetmişiz üstelik. Türkan Hocam, Türkel Hocam kayıp gitmişler bu memleketin sahnesinden, MJ sübyancı diye tefe koyulup çalındıktan sonra ölüvermiş ilaçlar yüzünden, sen hala oturup maç, film ve dizi izleyip de bunları yeterli gördüysen, hakkım helal olmasın sana.  Karpuz Kapuğundan Gemiler Yapmak da filmdi, ne öğrendin o filmden? İstanbul’u da Taksim, Beşiktaş ve Şişli zannettiğini söyleme bir de bana… Git Eyüp’e de gör gelinen noktayı. Üstelik zengini de, eliti de, fakiri de, ortası da estetiği unutmuş, beton derdine bulanmış, şehir inliyor UGG ya da konversinin altında, sen “heyyooea ne kozmopolit bi’ Taksim!” havasındasın. İyi misin?

Çok listesevicisin bunu anladık al o zaman bu da liste. Son 10 yılın en iyi hiçbirşeyi. Sıralaması kafama göre.

1- İnternet Dili: Güzelim Türkçe’yi bulamaç yapanlar, v’yi w, c’yi j yapanlar nesiniz siz? Yaf nedir bana bunu açıklayın.

2- İtalyanca Konuşmaya Çalışmak: Cikslerin değiştiği, entellerin ise değişmediğini gösteren tek belirti. Artık sosyete çocukları Fransızca’yı es geçerken İtalyanca’ya yönelmekteler, solcular ise hala İspanyolca’da takılmakta. Bir de elde şarap kadehi. Ama o öyle içilmez kuzum…

3- Kemalist Olmak: Böyle değildi bunlar. Liberaller ve dinciler kışkırttıkça, memlekette sosyal demokrasi boşaldıkça ve eğitimsizlik sevildikçe herkes Kemalist oldu. Onlar kadar ben de anlamıyorum halbuki nedir  şimdi bu özelleştirme?! Biz Atatürkçü’yken, Bir Dakika Karanlık Eylemi’ne giderken babalarınız Demirelci’ydi.  Biz de mum söndü oynuyorduk. Hatırlatayım.

4- Avrupa ya da Amerika’ya Gitmek: Çok büyük olay değil be arkadaş. Abartma yani.

5- İzmir’i Uzaktan Sevmek: İstanbul’u tercih ettiysen etmişsindir. Çok zorlamanın alemi yok. İzmir’de değişiyor işte yıllar geçtikçe, çirkinleşiyor, insanı mallaşıyor, trafiği kötüleşiyor. Sen uzakta olsan da, içinde yaşayanlar bu çileyi her gün çekiyor. Uzaktan uzaktan güzelleme yazmanın alemi yok.

6- Maslak Komünisti: Evet, sende de bir lirik, bir pastoral tat sezinliyorum ama olmuyor. Banka hesabına TL bazında milyarlar yatarken, sistem üzerine düşünmek yerine her sabah o sistemin servisini uyuyakaldığın için 10 dakika bekletirken ve adonis kası yapacaksın diye mesaiden kaçarken, ne emek ne de paylaşım ne de dayanışma yükselemiyor. Git kendine yeni bir saat al.

7- Fasıla Gidip “Sürünüyorum” İsteyen Arkadaş Grubu: Mekanımızın en güzel yerini de rezerve ettiniz tabi. Size başlangıç eseri olarak, “Sen Bezmimize Geldiğin Akşam” adlı eseri veriyorum. Ya da boşverin, o güzel sözleri kirletmeyin.

8- Fotoğrafçı Havaları: Buna ben de dahil miyim diye düşünmüyorum değil.

9- Beşiktaş’ı ve Karşıyaka’yı Küçük Görmek: Ayıptır diyorum başka da birşey demiyorum.

10- Sosyal ya da Siyasi Aktiviste Gülmek: Evet, başka yapacak bir iş yok.

İşte bu da benim listemdir. Herkese mutlu yıllar!

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Türk Marşı Alla Molto Turca

Wednesday, September 30th, 2009

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Müzik Sınır Tanımaz

Thursday, April 16th, 2009
Yine mi Çiçek, Sarışınım, Vazgeçtim, Hoşgeldin… Dinkjian, Sezen Aksu’ya eşlik etmekte…

Bu çağda dinlediğimiz müziklerden bize kalan hiç bir şey yok bence. Çünkü “o” müzik hep erişebileceğin, çabasızca ve muhabbetsizce dinleyebileceğin ve hatta kolayca kopyalayabileceğin mesafede seni bekliyor. Sanki müzikler insana değil, insanlar müziklere uğruyor. Eskiden böyle değildi, plakları ve kasetleri bir kenara bırakırsak, Türkçe bir müzik kanalı yokken diğer kanalların cumartesi öğlene doğru yayınladığı Top10 listeleri ve Ece Erken’in yaptığı gibi video klip programları ile idare edilirdi. Ve dahi, hatırlarım, Ece Erken’in programı Klip199x diye her yıl adındaki yıl değişkenini bir arttırarak devam ederdi. Kaç yılına kadar sürdü onu bilemiyorum, tabi burada devreye TV’den uzaklaşma ve müzik zevkinin yerleşmesi giriyor. Yine de hiçbirimizin Türk Pop-Fantezi Müziği’nden ayrı değerlendirilebilecek bir çocukluğu olduğunu düşünmüyorum. Yıllar yılı arabeskin her türlüsüne yabancılaşan önceki nesiller gibi, bizim kuşağımız da günü gelecek bu şarkıları anar ve belki anlar olacak. O sebepten peşin hükümlü, kesipatmacı olmaya gerek yok.

Klipler, kasetler derken tam da CD alabilecek ekonomik tasarruf gücüne bir nebze olsun erişmişken, tercihlerin tümden ya da kısmen değişmesi ile bazı sanatçıların albümleri bulunmaz ve belki Internete dial-up ile bağlanırken napster denemişliğiniz vardır belki sizin de. Dinleme tercihleri belki biraz daha rock, belki biraz daha özgün ve belki biraz daha elektoniktir. Ama sonuçta, bize gösterilen ile yetinmemeye başlamışızdır. Tüm bunlar akıp giderken, müzik ve eğlence için düğünler hep yakınımızdadır aslında. Düğüne gitmeme özgürlüğü için ana bana ile savaşmak bir tercih gibi dursa da, sonradan baktığımda bende hep kayıp anlar duygusu uyandırıyor. Çünkü düşününce, şimdiki müzik zevklerimin çoğunun o düğünlerin hanendeleri ile çeşitlendiğini görüyorum. O düğünlerde, -hani henüz düğünlerde 00:00 kısıtlaması yokken- uzak konuklar dağılınca çaldırılan şarkılar, tefçinin kapacağı paraları değil, pahada biraz daha büyük banknotları klarnetçinin gömlek cebine bırakarak istenen şarkılar ve masa başlarında tekrar canlanan şarkılar… Ya da tersine, bu bir kıskaçtır. Yeryüzünün bu noktasında doğan çocuklar için kültürel bir sınır… Sonucuna dair, eğer zevk ve ruhun hareketlenişi varsa bu pek sınır olarak anılamaz diyebilirim, büyük olasılıkla bir kenar süsü denebilir ama. Yani kültürünü seven insan olmak gerekir.

Kültürünü sevme meselesine gelince, insan bilmeden sevebilir mi? Üstüne, diğer kültürleri tanıyabilir mi? Bir tarif noktası seçmeden, insanın memleketi ile ilgili, geçmişi ile ilgili, kendisi ile ilgili bir yolculuğa çıkması abes kaçar. Sana sorular sorarlar, hiç olmazsa sen kendine sorular sorarsın, elbet soruların olması, soruların tükenmemesi güzel, fakat bu sorulardan sekerek geldiğin bir uzlaşı kendinle ve diğerleriyle güzel olmaz mı? O nedenle, müzik üzerinden anlamak ve anlaşmak güzeldir. Nesillerin ayrımı bile müzik ile yapılırken, o heyheyli geçmiş günleri yok saymak iradesizliktir. Bir de tabi komşuyu tanıma meselesi var. Bölgesel ya da ulusal ölçekte hangisi olursa olsun kendinde gizli sözleri bilerek sorarsın karşı tarafa. Buradan çıkıp, ötede Neşet Ertaş’ın sesini duymak misal, daha ötede Karadeniz türküleri ve kemençe, bu böyle gider. Komşumuz olan ülkelerde hayde nidasını duyduğunda anlamak bir şeylerin paylaşıldığını ve içiçe geçmelerin yıllar içinde farklılaşmaya nasıl meydan okuduklarını…

Yüzümü hep deniz tarafına çevirdiğim yıllarda, bir ezgi dinledim. Anadolu’nun doğusuna ait gibiydi. Sonradan öğrendim ki, Ermeni Halk Müziği imiş. Ve devamında Türk Sanat Müziği’ndeki Ermeni ve Rum emekçileri öğrenmeye başladım. Kimseye Etmem Şikayet örneğin, Kemanî Serkis; Karşıyaka’da İzmir’in Gülü, Lavtacı Hristo… An geldi, Onno Tunç’un izinden gittim Sezen Aksu şarkılarında ve vardığım gölge Ara Dinkjian’dı. Sanatçıların gölgesi birleşince tüm dünya daha yaşanılası bir yer oluyor, en azından temenni düzeyinde. Ancak şuna inanmak gerekli diye düşünüyorum, Ara Dinkjian’ın bestelerini Sezen Aksu ya da başka bir sanatçının şarkılarında duymak, bilerek duymak, daha da yakınlaştırır bizi. Bak, kültürü bilmekten nerelere geldik? Fena mı oldu, artık Yine mi Çiçek dinlerken içtiğin rakıda aslında hiç kapanmayan sınır kapılarının da olduğunu göreceksin. Ardından Yalgızam diye bir Azeri türküsü tutturduğunda daha kolay olacak dertlerle baş etmek… Obama tavsiyelerinden ve Eurovision puanlamasından daha mertçedir diye düşünüyorum, buralarda konuşmak, tanışmak ve gönül almak….

Lekesizgöz, Şenlendirici’nin sağındaki güleç yüzlü abimiz. Sene 2006, beyninde tümör var dediydiler.
Sözün akıbeti biraz belirsiz oldu, farkındayım. Daha o içimizdeki müziksel keşif güdüsünü yazacaktım. Bazı müzikleri ilk keşfeden olmanın getirdiği o cezbedici haz duygusu… mp3 arşivimin boyutu bazen kendim hakkında şüpheler uyandırıyor bende. Böylesine bir hazzı hastalıklı yaşamanın derdidir belki bu satın alma, indirme ve paylaşma üçgenim. Neyse, yaşamıma gençten bir çocuk olarak devam ederken, bana Laço Tayfa’nın bir iki parçası dinletildi. Bir tanesinde çok çarpıcı tınılar duyduğum halde, diğeri çok tanıdık ve sıradan gelmişti. Sıkı dostların müzikal adımlarını takip eder oldum, onları dinledikçe bu keşfi benim yapmam ve kimseler bilmezken diğer arkadaşlara sunmam gerektiğini düşünüp durdum ilk yıllar. Ne ki, Laço Tayfa’nın özündeki o “bizim oralar” havası bunu telafi etti. İnsanlar Şenlendirici’yi uzun boylu jön tipli medyatik klarnetçi diye bilirken, ben onun Hicaz Dolap albümündeki Atmaca bestesinin adının Bergama’nın adı kötüye çıkmış Atmaca Mahallesi’nden geldiğini biliyordum. Şenlendirici’nin de yaptıklarını ve yaşadıklarını Laço Tayfa’nın yaşamöyküsü dışında çok incelemiyorum. O tayfada bir Nuri Lekesizgöz vardı, kanun üstadı. Yeteneği aksine, ömür ona çok bağşedilmemiş, sanırım 35′inde göçtü bu dünyadan. Omzunda da çalardı kanunu, Eskişehirliymiş galiba. Ölüm haberini aldığımda, Aygız’daki kanun dokunuşları gelmişti aklıma.

Velhasıl kelam, müziğin öyküsü sonsuz olsa da, çalgıcılar az yaşarmış diye bir kanaate ermişim. Onun için müzik yolculuğumun sonsuz, müziğe erişlerimin ise sınırlı olduğunu biliyorum. Bir de Davulcu Cemil vardı Akhisar’da, gırtlak kanserinden öldü dediler onun için. Bilelim ki, hayat başkalarına cömertken, biz de saçılan paralara hücum eden mahalleli çocuklarız. Ötesi değil.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Velhasıl o rüya…

Sunday, February 15th, 2009

Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin,
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde.
Mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin,
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde…

güfte / beste : Yahya Kemal Beyatlı / Osman Nihat Akın
makam / usûl : Nihâvend / Türk Aksağı

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Hicaz Şarkı

Sunday, January 4th, 2009

Apollonialar da ölür.

Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek

Hasta gönlüm yine hicranını yalnız çekecek
Belki ruhum seni çılgınca severken ölecek
Yine sensin beni bir lahza şifayab edecek

beste: selahaddin pinar
gufte: mustafa nafiz irmak

Gel gitme kadın deminden sıyrıldım, gittiğin ya da kaldığın anı uzakta bıraktım. Toprağıma gömdüğün mayınları tek tek temizliyordum ki, bir mayın patladı. Hayal miydi neydi başımdaydın. Rüyada rüya görmekten o gün vazgeçtim. Beni hapsettiğin o alandan cesaretle çıktım. Aylar sonra çıkmasaydın karşıma yeniden, bıraktığın mayınları temizlerken kaybettiğim kolumu hatırlamayacaktım, körelen gözlerim görmeye gayret etmeyecekti, sağırlaşan kulaklarım sesine titremeyecekti. Çok güçlüymüş gibi, çok ciddiymiş gibiyim ya, inanma o hallerime, karşında basbayağı esir gibiyim. Böylesini de sen istemezsin, benim istemediğim gibi…

Zorlama bir milatmışçasına belledim bu yılbaşını, dengemi bozacaksan, sen de gel arkamdan…

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Neden Bilmem Bu İptilâ?

Saturday, January 3rd, 2009


Neveser Kökdeş, dün Murat Bardakçı’nın programında karşıma çıktı. “Neden Bilmem Bu İptilâ (Bağımlılık)?” şarkısı ile beni benden aldı.

Neden bilmem bu iptilâ? / Günden güne halim fena /Aşkta yok mu vefâ, sorsam sana / Hastadır gönlüm, inan bana / Sevmek nedir hiç mi bilmedin? / Aylar geçti seni görmedim

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Yazık ki dönse bile…

Wednesday, November 19th, 2008

Bu şarkıyı Trofolo Sevim Çağlayan’dan olmak üzere hatırlatmıştı. Biz Zeki Müren’den duymuştuk. Herhalükarda içimize işler, bir gecemizi sorgusuz sualsiz bitirir. Beni böyle Hasan Pulur havalarına sokar.

Ahımı hicranımı sakladım, gizli tuttum
Gönlümü yıllar yılı hayalinle avuttum
O gençlik günlerimiz dönmez asla geriye
Yazık ki dönse bile o sevdayı unuttum
Nihâvend / Düyek
Güfte / Beste : Selahattin İNAL
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)