Rakımı içtim , hazırım , hadi… Daha sıfırdan başlayıp birer iç yüz tasarlayacağız , ara yüzden iç’e , bizi dizginleyen gem’e geçeceğiz. Nereye kadar açığız buna , bu şenlikli teslimiyete… Göreceğiz…
Aşk üç kişilik diyorlar kafamı karıştırıyorlar, tam da bu durulmuşluğumla barışıkken içim, nedir bu? Suçlanışıma dönüşün ne gereği var, kendi kendimi suçlayışıma… Geçmişimde üzüldüklerim var , aldanışları uğruna döndüklerim var , topsuz alanda faullerim var.
Şimdi sen ol , sen var ol diye , sıfıra kurdum temeli , rakım elimde , alçak ya da yüksek fark etmez , arsız imgen beynimde… Aşk ya da meşk eyleriz belki diye üç vakte kadar bütün muslukları kısıyorum , şehir suları taşlı içemiyorum , böbrek taşlarına ilgim var düşüremiyorum hiçbirini. Ağlamana –olmuştur ya sana da- sayısal anlamlar biçiyorum yüzyıllar öncesinden , sen beni Oruç Reis’in yanında zannederken ben Celali idim Anadolu’da, kuyularda kan tükürdüm , lale oyalı tülbendin kuşağımda… Diş kalmadı ağzımda , yanaklarım solgun , saçlarım dökülmüş , hala görmek ve duymak üzüyor beni sırf güzel olamıyorum diye… Kulaklarımda yırtılmaya çalışan bir zar , son ses bana verdiklerini dinliyorum , tam karşımdasın , bu sene burada birleştik işte, geçen sene tanışmıştık , önümüzdeki sene unutacağız bu ipleyişi… Ama ya şimdi , şimdi değilse ne zaman olur ki , eskiteceğin şimdiyi , eskittiğin şimdiye tercih et…
Gel gömleğimin ön cebine , katlanmış mendilim ol , votkam bitti , man’en satılmışlığımın buzu eridi , alkol tadı yoktu , acısı beş kat fazla ama… Gel yakamın kolası ol , tenimin teri , elimin ayası ol , emeğime ortak… Gel aş beni , boğazımda yumru , koynumda kalp sıcaklığı ol… Aşım ol , şıvgınım ol , insan eliyle yetişmezse büyümüz , gelincik olalım , tek bahar vakti susturalım bilmiş insanları , Lokman Hekime çelme takalım , ölümsüzlüğün ta içine edelim… Ölünce bilelim ki döneceğiz toprağa.

Şaraba, vişne şarabına , doğra beni , inan yok içimde başkası , şarapta yalan çıkar meydana , mey meydana süs verir… Tırnağının ucuyla dokun bana , komşun kadar yakınım eski Alsancak’ta , uzağım Haçlıların varacağı mabed gibi Mescidi Aksa’da… Düştüm işte aşkın tuzağına, düştüğüm peşine dolandım , benden oldum , kulum kölenim sen beni sevdikçe , ne anlatayım ki sana…
Olma onlardan arabesk değil bu sevgim , karşılamaz o darlıklar , o bilindikler… Otobüs durağına döndürme sevgimi, küstürme çevre yoluna haritamı.. Başkaca ellere meyilin katlim olur, üç adım ardımdan tam beynime , beyin ölümüm erken olur, kalbim sıcak belki hala , ondan iyi nakil olur.
Sevmenin ihtirassız biçimi aşka getirir insanı , ben geldim.
Sustum.