Archive for the ‘Karşıyaka Belediye Başkanlığı Sürecim’ Category

Haydi Karşıyaka, Devrime İnan!

Saturday, February 14th, 2009
Şaban Erkök de bizimle…
Karşıyaka İlçe Belediye Başkanlığı sürecinin başlangıcını yapıyoruz bugün. Kadromuzda muhalif yapısı ve eleştirel kimliği ile spor dünyasının duayeni Emrah Hoca, eğlence hayatına düşkünlüğü ile bilinen Issız Adam’ın Nergis şubesi Bay Sabri ve kültürel kimliğimizi devamlı vurgulayan P.S. Me blogunun yazarı thehealerofownself bulunuyor. Projeler geneli ile bana ait, eleştirileri Emrah Hoca’ya, “Adamım çok güzel” desteği Bay Sabri’ye ve “Evet, evet hatta şöyle…” diye geliştirmeleri de thehealerofownself’e ait. Seçim şarkılarının seçimini ben yaptım, bu yazıda kampanyamızın ilk şarkısı da paylaşmayı düşünüyorum.

Öncelikle bu hayali süreçte, hayali mayali ama iddialıyız. Son günlerdeki yağmurlardan sonra su baskınlarının, göle dönen anayolların görüldüğü Karşıyaka artık genç fikirlere gereksinim duyuyor. Turgut Özal bu yakayı “İzmir’in yatakhanesi” diye nitelendirildiğinden beri sosyal konut ve lojman cenneti olan Karşıyaka’mızın ne tuhaftır ki Dedebaşı’nın çıkışındaki 3 yıldızlı oteli saymazsak bir oteli bile yok. Aynı şekilde yıllardır İzmir’de deplasman çilesi çeken spor klubümüzün takımları ancak 2005 yılında sadece salon spor ekipleri olarak Mavişehir Arena ile bu çileden kurtulmuşlardır. Futbol takımı ise hala Alsancak Stadı için Altay’ın nazını çekmekte, Atatürk Stadı’nda ise futbol dışı her oyunun oynanabileceği stadın çilesini çekmektedir. İzmir’e vapurlarla bağlanan en hareketli iskelelerin yer aldığı ilçemizin sakinleri, vapur seferlerinin seyrekleştirilmesi ile Altınyol’da değerli zamanlarını kaybetmektedir. Tüm bunların genel ve eşitlikçi bir bakış açısı ile ele alınması gerekli diye düşünüyorum. Bayraklı bölgesinin Karşıyaka’dan bir çok mahalleyi kopartarak ilçeleşmesi de Karşıyaka’nın önünü açık şekilde kapatmıştır. İzmir’in yeni merkezinin kurulacağı bu bölgede oy ve rant hesapları ile tabir-i caizse bir bölüşme yapılmıştır.

Tüm bu genel bakıştan sonra ile projeyi duyuralım öyleyse: Bostanlı Merkez Düzenlemesi.

Bu arada baya bir havaya girdiğimi fark ettim, neyse devam edelim. Sevgili oytabanlarım, Bostanlı Merkez’deki Pisa Kulesi (gittim gördüm oradan biliyorum, bak ne kadar kültürlüyüm !?) esintili yan yatmış apartmanları kaldırıp, o adayı Bostanlı Cami ile birleştirecek bir düzenlemeyi kendi özkaynaklarımız ile yapacağız. Biliyorum, orada oturanlar, orada çalışanlar var. Bu sosyal ve maddi zorluğu elbirliği ile aşabiliriz. Evini kaybedenlere ev, işini kaybedenlere iş sunmaktan da geri kalmayız elbet. Projenin ana düşüncesi Yıllar tarafından Bostanlı’ya sapıldığında oluşan trafiği ve yoğunluğu düzenlemektir. Yıllar tarafından gelen Cemal Gürsel Caddesi’ni Adnan Saygun Parkı’nın bittiği köşeden sahil yönüne doğru aktaracak bir yol düzenlemesi oradaki 3′lü sıkışmayı azaltacaktır. Kavşaktan Bostanlı Muhtarlığı’a doğru gidecekler için ise Bostanlı Cami’nin ardından dolaşacak şekilde bir yol düşünülmüştür. Şehrin otomobiller için değil, yayalar için tasarlanmasını düşündüğümden, o kavşakta bir tramvay durağı belirlenerek Bostanlı Köprü durağına kadar işleyen bir tramvay hattı gerçekleşecektir. Böylece şekilde belirlenen durakta inenler, ücretsiz tramvaya binerek Köprü durağında sahilden gelen otobüslere binebileceklerdir. Beslemelerin çoğu iskeleden kalktığı için bu da çok sorun yaratmayacaktır.

Gelelim yıktığımızın yerine ne koyacağımıza… Orası Avrupa’dakilerle yaraşır bir meydan olacaktır. Meydanın ortasına da güzel ve sembol olabilecek bir heykel koyacağız. Meydanın adını bir yarışma ile belirleyebiliriz. Hoş olmadı mı? Bence gayet hoş.

Bir şehir plancısı ya da peyzaj mimarı olmadığım için projede elbet aksaklıklar olacaktır. Ama o değilim, bu değilim diye düşünmeyeceksek, kentlerimiz sahipsiz kalır.

Bu proje bir esintidir, bunu gerçek anlamda bir akıma dönüştürecek olan hemşehrilerimizin iradesidir. Haydi bakalım, şimdi ilk seçim şarkımız Şebnem Ferah’tan geliyor, Okyanus…

Yine, Yeni, Yeniden

Friday, January 23rd, 2009

Benim Obama’dan neyim eksik? Adam Amerika’nın Birleşik Devletleri’nin başına geçti, ben ise ümitsizce yazı -mevsimden bahsediyorum- bekliyorum. Halbuki ümit bizatihi bu adımların içinde değil mi? 400 kişiden ilk 30′a girmek, takımları çekip mülakatlar atlatmak, Almanca’da hızlıca kurları geçmek, TOEFL’a hazırlanmadan girmeye karar vermek, GRE’yi de yapabilirim demek değil mi ümit? Cebimde uçak biletleri, çoğunlukla İstanbul’dayım Şubat’ta. İronik değil mi, maneviyat ile bağlı olan “uçak… bilet” dediğimde bahaneler uydurmuştu “Gelme…” manasında ve maddiyat ile bağlı olan bana biletimi gönderip üzerime titriyor. Ve yine çok hazindir, ben bana yanıt vereni değil, bana yanıt vermeyeni davet ediyorum ülkeme… Hayat oynadıkça ben de onunla oynuyorum anasını satayım.

Geçelim bu bahisleri gözüm, herkes yerinde sağolsun. Dört kapı var bu odadan çıkmam için, birini seçeceğim veyahut yolunu yapacağım diyeyim. İstanbul’da iş, Avrupa’da iş, Avrupa’da yüksek ya da askerlik… Hiç biri için çok kötü diyemiyorum, velhasıl hepsinde İzmir’den ayrılmak var, dönüş yolunu aramak var. Üzerinde çok duruyorum, bırakalım bu normal hayatımızı gentrifikasyon ile bezemeyi… İnsanız.

Bu düşünceler ile yazmayayım dedim buraya, sonrasında münakaşası elbet oldu içimde. Kafamda biriken düşünceleri daha “bence” olan bir yerde anlatmanın yolunu bulamadım. Yakında kendi sistemimi kurduğumda “oraya taşırım” dedim. Bu şekliyle de Aziz Yıldırım’dan bir farkım kalmadı, onu da not düşeyim.

Bir de grip var, geçmeyen cinsinden, sonra finaller var beni benden alan ve bittabi ki Blogdayız havaları…

Obama’dan açmıştım sözü, sırf Banu Güven’i ve NTV’yi Obamasız bırakmamak adına Karşıyaka Belediye Başkanlığı’na adaylığımı koyuyorum. Travis and Tyler Durden Ankara için yarışırken biz de burada bomba gibi kadromuzla ve mükemmel seçim playlistimiz ile Karşıyaka sevdasına emek vereceğiz. Hem belki eğleniriz, biraz hayata mühendis olarak dokunur, biraz da o sayısal dünyadan bu tiril tiril dünyaya akarız.

Oyumsunuz, tabanımsınız!

Görsel için http://obamiconme.pastemagazine.com teşekkür ederim.