<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Durmuş Çetin Akman&#039;ın Blogu &#187; Futbol</title>
	<atom:link href="http://blog.durmuscetinakman.com/category/futbol/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.durmuscetinakman.com</link>
	<description>müjgan gibi ben de birbirimize ettiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 16:58:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ömer Toprak Röportajı</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/10/13/omer-toprak-roportaji/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/10/13/omer-toprak-roportaji/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 10:57:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Omer Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Zeit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=2322</guid>
		<description><![CDATA[Die Zeit gazetesinde birkaç gün önce Ömer Toprak röportajı yayınlandı. Daha önce herhangi bir blog sayfasında ya da medyada çevirisini bulamadığım için, Almanca&#8217;dan çevirip burada yayınlamanın ve Almancı futbolcuların Almanya&#8217;da nasıl görüldüklerini yansıtmanın yararı olabileceğini düşündüm. Röportaj 11 Ekim tarihinde yayınlanmış fakat sanırım Azerbaycan maçı öncesinde yapılmış, asıl metin burada. Zeit: Bay Toprak, tamtamına bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Die Zeit gazetesinde birkaç gün önce Ömer Toprak röportajı yayınlandı. Daha önce herhangi bir blog sayfasında ya da medyada çevirisini bulamadığım için, Almanca&#8217;dan çevirip burada yayınlamanın ve Almancı futbolcuların Almanya&#8217;da nasıl görüldüklerini yansıtmanın yararı olabileceğini düşündüm. Röportaj 11 Ekim tarihinde yayınlanmış fakat sanırım Azerbaycan maçı öncesinde yapılmış, <a href="http://www.zeit.de/sport/2011-10/interview-toprak-tuerkei-deutschland" target="_blank">asıl metin burada</a>.</p>
<p><strong>Zeit:</strong> Bay Toprak, tamtamına bir haftadır Türk Pasaportuna sahipsiniz. Bir sabah uyanıp, “Bugünden sonra Türk&#8217;üm” demek nasıl bir şey?</p>
<p><strong>Ömer Toprak:</strong> Türk ya da Alman olmak benim günlük yaşantımda hiçbir şeyi değiştirmez. Ben hâlâ aynı insanım. Sadece kağıt üzerinde bir şeyler değişti.</p>
<p><strong>Z:</strong> Muhtelemen Salı akşamı Türk Milli Futbol Takımı için ilk kez sahaya çıkacaksınız. Birkaç gün önce takımınızın Almanya karşısındaki oyununda, Türk Takımı&#8217;nda iyi savunmacılara ihtiyaç olduğu görüldü. Türkiye Milli Takımı&#8217;nda karar kılmanızda bu da bir sebep miydi?</p>
<p><strong>OT:</strong> Bu karar hakkında uzun uzun düşündüm, ailemle bu konuyu pek çok kez konuştum, her şey ölçüldü ve tartıldı ve şu sonuca vardım: Türkiye için ter akıttığımda, daha iyi hissedeceğim.</p>
<p><strong>Z:</strong> Yani siz, önce Almanya&#8217;yı seçen fakat sonra Alman Milli Takımı&#8217;na tekrar seçilemeyen ve mümkün olsaydı Türkiye tarafından büyük bir memnuniyetle takıma kabul edilebilecek meslektaşınız Serdar Taşçı&#8217;nın kaderi hakkında hiç düşünmediniz?</p>
<p><strong>OT:</strong> Hayır, karar verirken kimse hakkında düşünmedim. Çünkü önünde sonunda bu karar ile yaşamak zorunda olan benim. Ayrıca inanıyorum ki, Serdar Taşçı gerçekten çok iyi bir oyuncu ve zamanı geldiğinde yeniden Alman Takımı&#8217;na seçilmeyi başaracaktır.</p>
<p><strong>Z:</strong> Aile içinde bu konuyu tartıştığınızda, ne tür argümanlar paylaşıldı? Ya da aksine,  baba(nız) “Oğlum böyle yapmalısın!” diyerek kestirip attı mı?</p>
<p><strong>OT:</strong> Hayır, hiçbir zorlama yoktu. Ebeveynlerime tavsiyelerini sordum, fakat en sonunda kendi iç sesimi dinledim. Almanya ne zaman Türkiye&#8217;ye karşı oynasa, kendimi hep Türkiye&#8217;ye biraz daha yakın hissederdim. Özellikle 2008 Avrupa Şampiyonası&#8217;nda ve Ekim ayındaki ilk maçta bundan emindim. Bu son kararı vermemde etkili bir faktör olmuştur.</p>
<p><strong>Z:</strong> Hangi özellikleriniz Alman ve hangi özellikleriniz Türk?</p>
<p><strong>OT:</strong> Bunu yanıtlamak zor. Burada İstanbul&#8217;da kendimi iyi hissediyorum, ama ha keza Almanya&#8217;da da, nihayetinde orada büyüdüm. Fark ediyorum ki, bende elbette her şeyden önce futbol sahasında Alman disiplininin etkisi var. Özel yaşamda ise, birçok davranışımın Türk mentalitesine göre şekillendiğini fark ediyorum. Ailemden çok şey aldım, örneğin günde beş vakit namaz kılıyorum. Bu milliyetim ile doğrudan bağlantılı olmasa da, inancım önemli bir rol oynuyor.</p>
<p><strong>Z:</strong> Alman Futbol Federasyonu ne zamandır Türk Federasyonu&#8217;nun bahsedilen agresif tarama faaliyetleri hakkında şikayet ediyor, tabi ki özellikle Almanya scoutu ve Bundesliga&#8217;da daha önce top koşturmuş olan Erdal Keser üzerinden. Sizde süreç nasıl gelişti?</p>
<p><strong>OT:</strong> Erdal Keser ilk defa iki yıl önce ben kaza geçirdiğimde aradı. Sadece nasıl olduğumu sordu. Takım ve federasyon değişikliği kesinlikle söz konusu değildi, çünkü o zamanlar uzun süreli sakatlığım vardı. Ama zaman içinde devamlı nasıl olduğumu öğrenmek istedi. Çok iyi gitmediğinde dahi, insanı tabi ki sevindiren bir şey.</p>
<p><strong>Z:</strong> Peki sonra?</p>
<p><strong>OT:</strong> Freiburg&#8217;a maçlara geliyordu, evimizde de bizi ziyaret edip ebeveynlerim ile sohbet ettiği de oldu.</p>
<p><strong>Z:</strong> Herhangi bir gün kendinizi baskı altında hissettiğiniz oldu mu?</p>
<p><strong>OT:</strong> Hiç olmadı. Öyle hissetseydim, “Yeter, istemiyorum!” diyebilirdim.</p>
<p><strong>Z:</strong> Size ilk onbir garantisi verildi mi?</p>
<p><strong>OT:</strong> Hayır, tekrarlayayım: Hiçbir baskı kurulmadı ve kimseye hiçbir söz verilmedi. (Erdal Keser&#8217;in) Onun bana söylediği sadece bu değişiklik konusunda ne düşündüğüydü. Ona ne düşündüğümü söyledim ve sonrasında da görüşmeler sürdü. Neden devamlı agresif bir istek olması gerekiyor bilmiyorum. Benim için daima oldukça rahat geçen bir süreçti.</p>
<p><strong>Z:</strong> Yalnızca Alman pasaportunuz vardı. Yeni bir Türk pasaportunun bu kadar çabuk elde edilmesi normal mi?</p>
<p><strong>OT:</strong> Ben de gerçekten şaşırmıştım. Şimdiden elimde olacağını hiç düşünmemiştim. Ama federasyon “Hallederiz” dedi ve evet görüldüğü gibi bazen çok çabuk olabiliyormuş.</p>
<p><strong>Z:</strong> Arkadaş çevreniz ve hayranlarınız kararınız hakkında ne diyor?</p>
<p><strong>OT:</strong> Bazıları çok iyi bir karar olmadığını ve Almanya Futbol Federasyonu&#8217;nda kalmam gerektiğini söylüyorlar. Diğerleri gayet olumlu karşılıyorlar. Bu hep böyledir. Her iki tarafı da memnun edemeyeceğim. Sadece kendi memnuniyetim önemli.</p>
<p><strong>Z:</strong> Birçok genç Alman-Türk&#8217;e kötü bir örnek olduğunuzu düşünmüyor musunuz?</p>
<p><strong>OT:</strong> Hayır, neden ki? Almanya&#8217;da yaşıyorum, kendimi Almanya&#8217;da rahat hissediyorum, Alman arkadaşlarım var.</p>
<p><strong>Z:</strong> … fakat Almanya için oynamıyorsunuz.</p>
<p><strong>OT:</strong> … evet, ama integrasyon mutlaka Alman olmam gerektiği anlamına gelmiyor. Ya da tam tersi: Yalnızca Türk olduğum için, Almanya&#8217;ya integre olmayacağım ya da bir şekilde buna karşı çıkacağım anlamına gelmez. Burada herhangi bir bağlantı göremiyorum. Beni tanıyan herkes, Almanya&#8217;da ne kadar severek yaşadığımı bilir.</p>
<p><strong>Z:</strong> Türk Milli Marşı&#8217;nı duyduğunuzda neler hissettiniz?</p>
<p><strong>OT:</strong> Tüylerim diken diken oldu.</p>
<p><strong>Z:</strong> Futbolcu olacak bir oğlunuz olsaydı ve sizinle aynı karar aşamasında olsaydı, ona ne tavsiye ederdiniz?</p>
<p><strong>OT:</strong> Ona hiçbir şey önermezdim. Bu onun yalnız vereceği kararıdır. Ve (verdammt -lanet olsun?) çok çok zor bir karardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/10/13/omer-toprak-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manço ve 3 Hollandalı</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/07/18/manco-ve-3-hollandali/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/07/18/manco-ve-3-hollandali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 13:17:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Marco van Basten]]></category>
		<category><![CDATA[Rijkaard]]></category>
		<category><![CDATA[Ruud Gullit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=2181</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="560" height="450"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ROhiwr42AEQ?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/ROhiwr42AEQ?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="450" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/07/18/manco-ve-3-hollandali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>-270 Averaj</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/06/23/270-averaj/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/06/23/270-averaj/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2011 22:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=2141</guid>
		<description><![CDATA[l&#8217;equip petit from el cangrejo on Vimeo.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/25397042?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0&amp;color=ffffff" width="560" height="315" frameborder="0"></iframe>
<p><a href="http://vimeo.com/25397042">l&#8217;equip petit</a> from <a href="http://vimeo.com/elcangrejo">el cangrejo</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/06/23/270-averaj/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panenka Ruhu</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/06/21/panenka-ruhu/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/06/21/panenka-ruhu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2011 19:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=2138</guid>
		<description><![CDATA[El espíritu &#8216;Panenka&#8217; from PANENKA on Vimeo.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/25174853?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0&amp;color=ffffff" width="560" height="315" frameborder="0"></iframe>
<p><a href="http://vimeo.com/25174853">El espíritu &#8216;Panenka&#8217;</a> from <a href="http://vimeo.com/user7464984">PANENKA</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/06/21/panenka-ruhu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hrant Dink, Hizbullah ve TOKİ</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/01/16/hrant-dink-hizbullah-ve-toki/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/01/16/hrant-dink-hizbullah-ve-toki/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Jan 2011 16:23:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Can Dündar]]></category>
		<category><![CDATA[Galatarsaray]]></category>
		<category><![CDATA[Hizbullah]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink]]></category>
		<category><![CDATA[TOKİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1813</guid>
		<description><![CDATA[Ülkeme uzaktan bakıyorum, daha doğrusu uzaktaki manzaranın bağlantı hızına mağlup olmamış taraflarına bakıyorum. Başka da bir çarem yok, ben oralarda doğdum, büyüdüm ve hayal kurdum, görmezden gelmek mümkün değil. Her ne kadar sabahları uyanınca beynimde anadilimi öldürüyorsam da, memleketten tamamen göçmenin bir yolunu bulamadım, bence bulan da yalan söyler. Eksik kalan ve kalacak &#8220;oralılığımı&#8221;, hasretlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkeme uzaktan bakıyorum, daha doğrusu uzaktaki manzaranın bağlantı hızına mağlup olmamış taraflarına bakıyorum. Başka da bir çarem yok, ben oralarda doğdum, büyüdüm ve hayal kurdum, görmezden gelmek mümkün değil. Her ne kadar sabahları uyanınca beynimde anadilimi öldürüyorsam da, memleketten tamamen göçmenin bir yolunu bulamadım, bence bulan da yalan söyler. Eksik kalan ve kalacak &#8220;oralılığımı&#8221;, hasretlik telefon konuşmalarını ve tebrik kartlarını saymazsam gündem oluşturan haberler ile iyileştiriyorum. Bu haber bombardımanının yanında &#8220;Hayat sana güzel!&#8221; iması ile konuşan arkadaşların anlattıkları var bir de. Bunların hepsi birleşince veyahut dönem dönem çekilmez hale gelince, dünyaya ait olma iddiam nasıl da komik kalıyor. Çünkü gidesim geliyor, konuşasım geliyor ve harekete geçesim geliyor. İşte o zamanlarda dünya umurumda değil, ille de Türkiye oluyor kafamın içindeki. Eh tabi, göçmenliğin verdiği utangaçlığım bazılarının benim konuşma hakkımı elimden almalarına neden olabilir. Hariçten gazel okumak mı derlerdi? Öyle bir durumdur bu. Fakat dahilden okunan gazellerin de iç açıcı olmadığını ve buralardan bakıldığında sakil durduğunu söylemeliyim. Ellere anlatırken &#8220;İşte benim ülkem!&#8221; diye övünmenin yerini, değil ellere kendine bile anlatamadığın bir manzara, kendi kendine yanıt veremediğin bir soru alıyor: &#8220;Bu mu benim ülkem?&#8221;</p>
<p>Son günlerde de Türkiye&#8217;den böylesine iğrenç bir manzara oluşturan haberler geldi. Televizyon dizisini protesto eden cahilleri, yasaklanmasını kolaylaştırıcı açıklamalarda bulunan siyasetçiyi ve itaat isteği ile ortaya çıkan Osmanlı Hanedanı&#8217;nın olsa olsa  uzaktan sayılabilecek dereceden akrabası kadını bu manzaraya katmıyorum bile. Zira onlar uzun zamandır ülkemizin vazgeçilmez temsilcileri, aile yapımızın yılmaz ahlak bekçileri ve milletimizin baş edilemez kamuoyu temsilcileri oldular ya da yapıldılar. Fakat örneğin, Wikileaks kadar &#8220;cool&#8221; durmasa da, aynı konu hakkında bundan önce yayınladığı kitabı ile davalık olan Nedim Şener&#8217;in yeni kitabında ortaya çıkardığı bazı belgeler, dökümler ve tutanaklar benim daha çok ilgimi çekiyor. <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25171294/">Kitaptan bahseden haber</a>de dahi henüz sonuçlanamayan Dink Suikastı üzerine sarsıcı noktalar açıklanıyor. Anlaşılıyor ki, sadece bir bebekten katil yaratılmamış, bir katil el bebek gül bebek yetiştirilmiş, göreve hazırlanmış ve görev sonrası ortadan bir kahraman gibi kaldırılacağı sırada bu teşkilata ancak müdahale edilebilmiş. Ve tüm bunlar ortadayken, raflarda kitap olarak yerini almışken, hâlâ Dink&#8217;in adını kardeşlik ile ananlara Ermeni diyerek -kendilerince- küfretmeye yeltenenler ifade özgürlüğünden yararlanabiliyor. Öte yandan Hrant Dink aramızda değil, bizler de eskisinden daha özgür ve cesur değiliz. Bu manzaraya katmadığım diğer bir konuda &#8220;Ucube Heykel&#8221; konusudur. Ben uzaktan olsa dahi anlayabildim ki, vatanımızın bayındır edilecek köşelere neyin yakışıp yakışmadığı sorusuna tek ve biricik doğru yanıtı yönetenler ve oluşturdukları takımlar verir. Öyle değil mi ki, &#8220;Orada tarihi eser bile yok&#8221; denerek göz göre göre kumlara ve baraj sularına gömülen Allianoi daha dün can verdi. Fakat örneğin, tartışılan heykelin dikileceği yer kadar gürültü koparmasa da, Can Dündar geçtiğimiz günlerde Hizbullahçı kadroların <a href="http://www.milliyet.com.tr/hizbullah-a-ortulu-af-/can-dundar/guncel/yazardetay/15.01.2011/1339459/default.htm">nasıl elden çıkarıldığını ve nasıl göz önünden kaçırıldığını yazdı</a>. Hani oturup da bana özel bir mektup ile yazmadı bunları, yurdun her köşesine dağıtılan bir gazetede günlük köşesinde yazdı. Ve belki de bu hamle ile yönetimdekiler, iktidarın devamlı kin kustuğu ve hedef gösterdiği yargıdaki Alevi kadrolaşmanın tamamen bitirildiğini, üstelik Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde insan haklarını ve özgürlükleri savunan kişi ve kurumların karşısına İslam haklarını ve pişman olmadan insan katletme özgürlüğünü savunanların çıkarılacağını göstermiş oldular. Manzara daha da çirkinleşiyor değil mi? Ama durun, bu manzaraya alkol ve tütün piyasasını düzenlemek yerine alkol tüketen ve tütün içen vatandaşı düzenleyen kurumu da katmıyorum. Onun yerine manzaraya dün gece -ilk defa bu kadar cesaret ile gözümüzün içine bakarak- ülkeyi yeniden nasıl fethetmeye odaklandıklarını ve karşılarındaki insan ister bir spor klübünün başkanı olsun isterse de gecekonduda yaşayan bir gariban olsun fark etmeksizin onu ne kadar acz içinde gördüklerini anlatan TOKİ Başkanı&#8217;nı ve devamında gelişen olayları alalım. Alalım almasına da söz o konuya gelince her şey para mevzusunda kilitlenmiyor mu? Kemalizm&#8217;i sadece kültür devrimleri ile sınırlı kalarak iktisadi bir atılıma vakıf olamadığı için eleştirenlerin, Tayyibizm&#8217;i sadece para ve finans temelli kalkınma ve atılım gerçekleştirirken bile insan sevgisinden ve kültürden ne kadar uzağa düştüğünü söyleyemediklerini görebilen yok mu? Gerçek anlamda spor yapmayan bir halkın spor klüplerinin içine düştüğü ekonomik sıkıntıları aşabilmelerinin tek yolunun ne yazık ki bu iktidar ile iyi geçinmek olduğunu görebilen yok mu? İşte böyle bir manzara içinde yuhlanan bir Başbakan, ona bağlı çalışan ve gözünü kör eden bir ihtiras ile konuşan bürokrat ve olayların ardından kendi taraftarını ofsayta düşüren bir spor klübü başkanı şu videoda konuşan Barış adlı vatandaş kadar konuşulmaya değer mi?</p>
<p><center><object width="500" height="306"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ZZVT2cknBy8?fs=1&amp;hl=en_US&amp;rel=0&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/ZZVT2cknBy8?fs=1&amp;hl=en_US&amp;rel=0&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="500" height="306"></embed></object></center></p>
<p>Ah işte ben göçmenim, uzaktakiyim, bazılarına göre memleketten kaçanım. Varsın biz öyle olalım da, bu manzara içinde olup da bunun farkına varmayan sizler, kendinizden ne kadar kaçacaksınız?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/01/16/hrant-dink-hizbullah-ve-toki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özil&#8217;i Yuhalamak</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/10/09/ozili-yuhalamak/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/10/09/ozili-yuhalamak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 21:19:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hiddink]]></category>
		<category><![CDATA[Özil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1465</guid>
		<description><![CDATA[Oyunun geneli hakkında söylenecek çok şey yok. Chelsea&#8217;nin başında geçirdiği 6 aylık dönemde, o sezon fırtınalar estiren ve hâlâ estirmeye devam eden Barcelona&#8217;yı durdurabilen tek taktisyen olan Guus Hiddink&#8217;in bu defa rakibe göre kurgulanmış oyunu tutmadı. Aslında bunda Aurelio&#8217;nun sakatlığından çok o bölgede derin ve kesici oynayabilen oyuncu yetiştirememizin (ya da yetişmekte olanlara güvenememizin) olumsuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 497px"><img alt="" src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_l9zx4rUQ8o1qbxeg5o1_500.jpg" title="Özil Pankart" width="487" height="700" /><p class="wp-caption-text">(AP Photo/Martin Meissner)</p></div>
<p>Oyunun geneli hakkında söylenecek çok şey yok. Chelsea&#8217;nin başında geçirdiği 6 aylık dönemde, o sezon fırtınalar estiren ve hâlâ estirmeye devam eden Barcelona&#8217;yı durdurabilen tek taktisyen olan Guus Hiddink&#8217;in bu defa rakibe göre kurgulanmış oyunu tutmadı. Aslında bunda Aurelio&#8217;nun sakatlığından çok o bölgede derin ve kesici oynayabilen oyuncu yetiştirememizin (ya da yetişmekte olanlara güvenememizin) olumsuz etkisi daha fazladır. Bu kadar çabuk seçeneksiz kalan bir takım şayet bir kulüp takımı olsa idi belirli gerekçeler öne sürülebilirdi, ancak Ulusal Takım sözkonusu olunca çok da kem küm etmeden seçenek yaratmanın daha ciddiye alınması gereken bir iş olduğu kabul edilmelidir. Sakatlık anına kadar bizim tarafımızda, Alman spikerin dahi söylediği gibi, Türkler&#8217;den beklenmeyecek düzeyde pas alışverişi ve taktiksel bir düzen vardı. O an yapılan değişiklikten itibareb kıtır kıtır yanan gül gibi keten helvayı izler olduk. Sonuçta, Almanya&#8217;nın oynayıp da aldığı bir maç oldu.</p>
<p>Maç süresince gerçekleşen moral bozucu olayların ötesinde, takımın maça eğilirken Özil faktörüne oyun açısından olduğu kadar oyuncu psikolojisi açısından da odaklanıldığı görüldü. Basının yaptığı rutin maç öncesi yayınlar beklendik ve bilindik olsa da, takımı maça hazırlayan ekibin böyle bir odaklanmadan kaçınması ve oyuncularını sakınması gerekirken tam tersine Almanya kökenli oyuncuların bu tartışmaların içinde olduğunu gördük. Tüm bu tartışmaların Özil&#8217;in dengesini bozacağını ummak, onu saha içinde her top ile buluştuğunda yuhalamaktan daha kötü bir harekettir. Kaldı ki, ben yuhalamaların arkaplanındaki nedenleri anlayabiliyorum. Geride bıraktığımız iki yıldır, Almanya kamuoyuna adeta bir entegrasyon makinesi olarak sunulan Die Mannschaft&#8217;ın beyninin bir Türk&#8217;ün oğlu olması o tribünlerdeki onbinlerin büyük çoğunluğu için kabul edilemez bir durum. Üstelik, modern zamanlarda biz sıradan insanlara gerçek savaşların yerine izlettirilen bu ulusal lejyon savaşları havasındaki maçlar, milliyetçilik damarlarına kan pompaladıkça pompalıyor. Göçmen Türk, Almancı Türk ya da Gurbetçi Türk, adlarına ne derseniz deyin, Berlin&#8217;de tribünlerde kırmızı forma giyenler aslında Mesut&#8217;u değil, çifte vatandaşlığın kaldırılması üzerine mecburen aldığı Alman pasaportunu yuhalamıştır, kendisi bu kadar çaba içinde olmasına karşın tam olarak ne Türk ne de Alman olabilmişken çoktan bir yol seçmişleri yuhalamıştır, şu meşhur entegrasyon makinesinin yakıtını üreten kendi kan emeklerini yuhalamıştır, bozuk Türkçe&#8217;ye baskın gelen Almanca&#8217;yı yuhalamıştır. Eh, biz zaten biraz da heptenciyizdir, hep beraber kötü olalım, hep beraber şu hallaç pamuğu gibi atılan savunmanın açıklarının acısını içimizde duya duya şu maçı bitirelim, hep beraber deneyelim ama başaramayalım isteriz. İstisna yaratacak talepleri duymazdan gelir, kaderimizle başbaşa kalırız. Gel gör ki, kabullenişler, istisnalar ile yıkılmaya başlar ve zaman, insanların gelecek tasarılarını kum saatinde bir aşağı bir yukarı devindirir, nihayet her bir şey değişir. Herşeyde olduğu gibi futbolumuzda da üretim ve gelişim sorununu aşarsak, gol sevincini doya doya yaşamaması bile gönlümüzü okşayan Özil yerine bizim adımıza attığı goller ile gönlümüzü okşayan vicdanı ve düşüncesi özgür Özil&#8217;leri konuşur oluruz.</p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><img alt="" src="http://30.media.tumblr.com/tumblr_la03t38psD1qbxeg5o1_500.jpg" title="Özil" width="500" height="321" /><p class="wp-caption-text">(spiegel.de)</p></div>
<p>Türkiye&#8217;nin dün gecenin hatırlattıklarını daha geniş açıdan bakarak düşünmesi gerekir. Şimdilerde, yurtdışında yaşayan Türkler arasında yaşanan kuşak çatışması dikey olarak değil, yatay olarak yaşanmaya başlandı. Üstelik bu çatışma ne sadece forma seçiminde ne de yazlık sitelerde dalga geçilen gurbetçi genç özelinde yaşanıyor. Çatışma, bizzat burada olgunlaşan üçüncü kuşak ve Türkiye&#8217;den buraya beyaz yakalı olarak çalışmaya ya da okumaya gelmiş yeni bir birinci kuşak arasında yaşanıyor. Çatışma sözcüğünün köşeli çağrışımı aldatmasın tabî ki. Ne kadar farklı olunsa da, sohbetler ve dolayısıyla etkileşimler güler yüz ve anlayış ile ilerliyor. Çünkü, iki taraf da başkasının hayatına müdahil olma meşrebine aileleri kadar sahip değiller. Ancak yine de eğitim ve yetişme tarzı nedeniyle oluşan farklılıklar bu iki kesimi birbirine uzaklaştırıyor, diğer kesimden kaynaklanan genellemelerden nefret eder hale geliyorlar. Türkiye&#8217;nin yurtdışında yaşayan Türkler&#8217;in entegrasyon sorunlarına bir de bu açıdan bakması ve bu insanları memleketi ile, anadili ile ve kültürü ile çatışmayan gerçek elçiler olarak değerlendirmesi gerekir. Aksi halde, en basitinden gördüğümüz gibi bir Mesut sahada oynarken, diğer Mesut tribünden onu vatan haini ilan eder ve sahada ter döken emekçi adaşını yuhalar, yazık olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/10/09/ozili-yuhalamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Viva St. Pauli!</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/09/22/viva-st-pauli/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/09/22/viva-st-pauli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Sep 2010 21:58:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Hamburg]]></category>
		<category><![CDATA[St. Pauli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1371</guid>
		<description><![CDATA[Göçmen yolda yürürken her adımda yeni bir çift gözün muhatabı hisseder kendini. Düşmanca ya da dostça görüldüğünü veyahut yok sayıldığını bu muhataplığın ilk anlarında kavrayıverir. Teslim edildiği bakışların onu nereye götüreceğini hesaplar kafasında. Her bir adımında karşılaştığı gözlerin muhasebesi onu bir sonuca götürür. Bu sonuç genellikle aynı soydan ve memleketten olduğu insanların arasına gönderir onu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0497.jpg"><img src="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0497-300x225.jpg" alt="Nazis Raus!" title="Nazis Raus!" width="300" height="225" class="aligncenter size-medium wp-image-1372" /></a><a href="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0498.jpg"><img src="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0498-300x225.jpg" alt="St. Pauli &amp; Jack Dan!" title="St. Pauli &amp; Jack Dan!" width="300" height="225" class="aligncenter size-medium wp-image-1374" /></a><a href="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0507.jpg"><img src="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0507-300x225.jpg" alt="Gegen Rechts!" title="Gegen Rechts!" width="300" height="225" class="aligncenter size-medium wp-image-1378" /></a><a href="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0506.jpg"><img src="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0506-300x225.jpg" alt="Poster" title="Poster" width="300" height="225" class="aligncenter size-medium wp-image-1377" /></a><a href="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0504.jpg"><img src="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0504-300x225.jpg" alt="Cuba Libre!" title="Cuba Libre!" width="300" height="225" class="aligncenter size-medium wp-image-1376" /></a><a href="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0499.jpg"><img src="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/09/Bild0499-300x225.jpg" alt="FC St. Pauli!" title="FC St. Pauli!" width="300" height="225" class="aligncenter size-medium wp-image-1375" /></a></p>
<p>Göçmen yolda yürürken her adımda yeni bir çift gözün muhatabı hisseder kendini. Düşmanca ya da dostça görüldüğünü veyahut yok sayıldığını bu muhataplığın ilk anlarında kavrayıverir. Teslim edildiği bakışların onu nereye götüreceğini hesaplar kafasında. Her bir adımında karşılaştığı gözlerin muhasebesi onu bir sonuca götürür. Bu sonuç genellikle aynı soydan ve memleketten olduğu insanların arasına gönderir onu, orada sıkışır, sıkıştıkça öfkelenir, öfkelendikçe savunmasızlaşır ve hiçbir gözü dost kabul edemez olur. Hesaplarından çıkan sonucun, göçmeni içinde yaşadığı toplumun güzel ve yiğit insanlarının tarafına göndermesi de olasıdır. O tarafta tüm dünyayı sahiplenir, öğrendikleri ile bizzat kendisine de daha çok bağlanır. Zira, güzel ve yiğit insanların biriktirdikleri tüm barikatlara yeter, tüm mücadelelere ilham verir ve tüm insanların yaralarına melhem olur. St. Pauli&#8217;nin öyküsü de bu birikimlerin en değerlilerindendir. Takım tutmak değil burada derdine düştüğüm, bu kulübü ve bu takımı sevmek. Barışı, kardeşliği, doğayı, insanı ve eşitliği savunuyor diye seviyorum bu kulübü. Bütün bunları yaparken, Almanya&#8217;nın ve Almanlık&#8217;ın dışına itilmeye &#8220;Scheissegal!&#8221; çeken bir kulüp olduğu için seviyorum. Kulüp dediğim de içsel devinim gücünü hâlâ koruyan dünyaya açık toplumsal bir hareket&#8230; 100. Yıl Sergisi&#8217;ni işçilerin şantiyelerde uyudukları konteynırlara kuran yönetimi ile, adım adım gelişen efsanevi stadı ile, Berlin&#8217;e karşı Hamburg&#8217;un diğer stadındaki maça gitmeyip kendi stadında yapılan radyo yayını ile coşan taraftarı ile, Karayipler&#8217;e gidip oradaki temiz içme suyu sorunu üzerine yardım projesi geliştiren topçusu ile büyük olan bir hareket&#8230; Daha fazlası da yazılır mutlaka, fakat uzattıkça zevk içinde yüzerken halkçı takımları ve işçi takımlarını moda diye tutanların çabalarına benzer. Özcesi, ben göçmenim; ben burada yabancıyım; ve bu kulübü bana güç ve umut verdikleri için seviyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/09/22/viva-st-pauli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tweetleri Anlamak</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/06/10/tweetleri-anlamak/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/06/10/tweetleri-anlamak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 21:40:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Sentiment Analysis]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<category><![CDATA[World Cup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1167</guid>
		<description><![CDATA[Sentiment Analysis gerektiren bir projeyi başarıyla sonuçlandırmış bulunuyorum. Araştırma düzeyinde yeterli olsa da tabi ki büyük kitlelerin kullanımına açılacak bir tasarım değil. Dünyanın gittiği yön hakkında fikir versin diye söylüyorum, diğer insanlara açık bir şekilde söyledikleriniz sadece sizi tanımlamakla kalmayacak, benzerleriniz ve onların benzer düşünceleri ile birleşerek bir olguyu, emeği ve yatırımı tanımlayan, onun hakkettiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sentiment_analysis">Sentiment Analysis</a> gerektiren bir projeyi başarıyla sonuçlandırmış bulunuyorum. Araştırma düzeyinde yeterli olsa da tabi ki büyük kitlelerin kullanımına açılacak bir tasarım değil. Dünyanın gittiği yön hakkında fikir versin diye söylüyorum, diğer insanlara açık bir şekilde söyledikleriniz sadece sizi tanımlamakla kalmayacak, benzerleriniz ve onların benzer düşünceleri ile birleşerek bir olguyu, emeği ve yatırımı tanımlayan, onun hakkettiği karşılığı ya da ağzının payını veren hızlı ve atak bir sivil topluma dönüşecek. Bir şey hakkında söylediklerinizin kutup ve öznellik analizi yapılsın diye, aslında şu andan itibaren alıştırma yapılacak veri yığınlarını yine siz oluşturuyorsunuz, makinalar böyle öğreniyor.</p>
<p>Bunun uzun, upuzun bir öyküsü de yazılabilir. Fakat okuyanı az olur, zira herkes fikrini beyan etmekle meşgul. Devam edin, ziyan olmasın. <a href="http://twitter.com/worldcup/worldcup">Şuraya</a> da bakın lütfen, artık maçın adamı seçmek için sms tabanlı sponsorluklara ihtiyaç duyulmadan, tweetlerin analizi yeterli olacaktır. Bir maçın hasılatı ve belki bahis oranları dahi maçtan bir gün öncesinde hesaplanabilecektir. Güvenlik önlemleri, reklam anlaşmaları ve maçın yayını bu hesaplara göre belirlenecektir. Çekinmeyin, bilgi yığınlarını besleyin. Yarın sizin hakkınızda daha çok şey bilecekler, izninizle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/06/10/tweetleri-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>St. Pauli ist die einzige Möglichkeit!</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/17/st-pauli-ist-die-einzige-moglichkeit/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/17/st-pauli-ist-die-einzige-moglichkeit/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 12:44:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[100. Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Hamburg]]></category>
		<category><![CDATA[Jubilaeum]]></category>
		<category><![CDATA[St. Pauli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1105</guid>
		<description><![CDATA[100. Yıl bir spor kulübü için neden önemlidir? Bir kalemde üç ya da dört adet neden sayabilirim; Şehrin ya da semtin gençleri 100 yıldır bir araya gelip yarışmalarda ve karşılaşmalarda semtin adını duyurdukları ve gücünü temsil ettikleri için önemlidir. Geçtiğimiz yüzyılın rekabet ve estetik anlayışına göre kendilerini destekleyenlerin yüzünü kara çıkartmadıkları için önemlidir. O topluluğa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>100. Yıl bir spor kulübü için neden önemlidir? Bir kalemde üç ya da dört adet neden sayabilirim; Şehrin ya da semtin gençleri 100 yıldır bir araya gelip yarışmalarda ve karşılaşmalarda semtin adını duyurdukları ve gücünü temsil ettikleri için önemlidir. Geçtiğimiz yüzyılın rekabet ve estetik anlayışına göre kendilerini destekleyenlerin yüzünü kara çıkartmadıkları için önemlidir. O topluluğa yeni katılan bireylere aidiyet ve devamlılık duygusu hissettirdiği için önemlidir. Hele bu yüzyıllar bir şehrin ve semtin kimliğinde önemli yer tutmuşsa bu gelenekten bihaber ve başarıya odaklı uzak kitlelerin manasız desteklerine çok da gereksinim duymadan, işte o 100 yıl bir gurur nedenidir. Bu yüzden 3 Büyükler&#8217;den semtine biraz daha sadık kalanının yani Beşiktaş&#8217;ın yüzüncü yılı daha anlamlıdır benim gözümde. İzmir&#8217;de 2012&#8242;de Karşıyaka ile başlayacak olan yüzüncü yıllar daha sıcaktır ve daha oralıdır, dışarıdan bakınca. Trabzon&#8217;un, Bursa&#8217;nın ve diğer gelenek sahibi şehir takımlarının -kesinlikle belediye takımları değil- 100. yılları da öyle gelecektir gözüme. Daha bir sahip çıkılmış, daha bir &#8220;Biz 100 yıldır buradayız&#8221; diyen kutlamalar ve gurur yürüyüşleri olacaktır. Zira burada da Bayvera ve hatta Almanya&#8217;nın tekil silahşörlüğüne soyunmuş bir Bayern Münih&#8217;in 10 yıl önceki 100. yılından ziyade, Hamburg içinde &#8220;Unut Hamburg&#8217;u, Burası St. Pauli&#8221; diyen devrimci semt St. Pauli&#8217;nin öyküsü daha önemlidir benim gözümde. Sanayi devlerinin, para babalarının ve Arap şeyhlerinin reklam, transfer ve doğrudan hissedarlık ile emek ve birliktelik dolu bu 10, 50, 100 ve daha uzun yıllara el koyması ya da sulanması bu yüzden çirkinleştiriyor sporu ve geleneği. Sporun doğasında olan fiziksel güç farkına eklenen -daha doğrusu direkt üzerine abanan- ekonomik güç farkı o semtte büyüyen bir çocuğun renk aşkını kirletmekten başka bir işe yaramıyor, küçük ve güzel cümleler kurulmadan gelir-gider tablosunun üst ve alt satırları renk aşkından farklı bir biçimde çirkin bir kümelenme sevdası yaratıyor. Tüm bu ekonomik çizelgeler, spor aşkının &#8220;AŞ&#8221;leşmesi, birileri dünyayı durdursa ve bize &#8220;Ne yapıyorsunuz?&#8221; diye sorsa, sporun sevinçli ve saf kaynağından uzaklaşmanın hezeyanı ile yanıt verememize yol açacak gibime geliyor.</p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 420px"><a href="http://www.fcstpauli.com/galerie/galerie.php?menuid=2200&#038;topmenu=186"><img alt="" src="http://www.fcstpauli.com/pics/galerie/image_127409515919.jpeg" title="Klasnic_StPauli" width="410" height="274" /></a><p class="wp-caption-text">Galeri için http://www.fcstpauli.com/galerie/galerie.php?menuid=2200&#038;topmenu=186</p></div>
<p>Bahsettiğim St. Pauli&#8217;nin 100. yılında ise UNESCO Kültür Mirası&#8217;na girmiş bir semtin insanları geleneğe saygılı olarak dikkat çekici ve imrendirici etkinliklere imza atıyorlar. Tüm semtin sokaklarına yayılmış etkinliklerde, ırkçılığa karşı turnuvalar, NAZI&#8217;lere karşı gösteriler, bisiklet turu, film ve belgesel gösterimleri, kadınlara yönelik etkinlikler, paneller, özel maçlar ve çeşitli konserler geçtiğimiz haftadan başlayarak Eylül ortasına kadar devam edecek. Zaten hareketli bir semt olan Dammtor &#8211; Millerntor &#8211; Reeperbahn üçgeni bu etkinlikler ile dünyanın her köşesinden insanlara açık ve belki de &#8220;karakafalara&#8221; kesinlikle ters gözle bakmayan tek metropol alanında gerçekleşiyor. St. Pauli&#8217;nin 100. yılı için hazırlanan websitesine <a href="http://community.fcstpauli100.com/welcome">buradan</a> erişebilirsiniz. İki gün önce oynanan FC St. Pauli Allstars &#8211; FC United of Manchester maçının en güzel olayı ise<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ivan_Klasni%C4%87"> Klasnic</a>&#8216;in St. Pauli forması ile tekrar arz-ı endam eylemesiydi. Hamburg doğumlu bu göçmen çocuğu, St. Pauli&#8217;de parlayıp oradan dünya sahnesine açılmıştı. Klas adamdır bence. Geçtiğimiz yaz &#8220;transfermarkt.de&#8221; websitesinde yayımlanan <a href="http://www.transfermarkt.de/de/klasnic-fuer-eine-rueckkehr-zu-st-pauli-ist-es-noch-zu-frueh/news/anzeigen_29691.html">röportajında</a> &#8220;Henüz dönmek için erken&#8221; diyordu ancak bu maçla küçük bir prova yapmış oldu. Tabi St. Pauli&#8217;nin şimdiki Klasnic&#8217;i büyük ihtimal Deniz Naki&#8217;dir. Bu güçlü golcüyü önümüzdeki sene Bundesliga maçlarında takip edebilirsiniz.</p>
<p>Şimdi bu kadar anlattım, peki semtteki atmosfer nasıl? Geçtiğim cuma günü St. Pauli&#8217;deydim. Türkiye Başkonsolosluğu&#8217;nda halletmem gereken işler nedeniyle Dammtor&#8217;da inip, işleri hallettikten sonra semti bir kez daha gezme şansı buldum. Konsolosluk&#8217;ta yaşadıklarımı yazmama gerek yok sanırım, Türk işi sıra konuşmaları ve kavgaları, memleket havası almış oldum 20 metrekarelik bahçede. Dammtor&#8217;dan yürüyerek Schanze&#8217;ye oradan da Feldstrasse üzerinden Reeperbahn&#8217;a kadar yürüdük kapalı havada. Şehrin bu bölgesine sinmiş anarşizm ve St. Paulilik şampiyonluk sevinci (St. Pauli 100. yılında tekrar Bundesliga&#8217;ya dönmeyi başarmıştır) ile birleşince ortaya gündüz vaktinde dahi şenlikli bir semt çıkmış. Semtin 100. yılına sahip çıktığı Millerntor Stadyumu etrafındaki havadan ve taraftar mağazasındaki kalabalıktan belli oluyor. Yarınki Glasgow Celtic maçından önce de İskoçlar için bastırılan <a href="http://www.gudberg.de/downloads/fcsp/schedule_flyer_celtic.pdf">broşürden</a> görüldüğü üzere sevincini basmakalıp benmerkezcilikten çıkarıp tüm dünya insanlarıyla kutlamaya hevesli bir semt ve kulüp olan St. Pauli, çok düşünmeden söyliyeyim, endüstriyel futbola karşı tek yoldur, yani başka deyişle, <em>St. Pauli ist die einzige Möglichkeit!</em></p>
<p><a href="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/05/Bild0411.jpg"><img src="http://blog.durmuscetinakman.com/wp-content/uploads/2010/05/Bild0411.jpg" alt="" title="St. Pauli" width="380" height="512" class="aligncenter size-large wp-image-1023" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/17/st-pauli-ist-die-einzige-moglichkeit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Van Basten Misin?</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/01/01/van-basten-misin/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/01/01/van-basten-misin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 19:37:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=802</guid>
		<description><![CDATA[Bu şahane golün tişörtü var. Atamadığım goller anısına almak istiyorum bu tişörtü. Yeni yıl hediyesi babında&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="385" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/5j1Z-0ZMM5Q&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="385" src="http://www.youtube.com/v/5j1Z-0ZMM5Q&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<p>Bu şahane golün tişörtü var. Atamadığım goller anısına almak istiyorum bu tişörtü. Yeni yıl hediyesi babında&#8230;</p>
<p><a href="http://www.sportus.nl/store/sportus_viewItem.asp?idProduct=926&amp;from=sale&amp;fp1=&amp;fp2=&amp;fb=&amp;fc=&amp;fs="><img class="alignnone" src="http://www.sportus.nl/store/catalog/products/extrafoto/6313.jpg" alt="" width="380" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/01/01/van-basten-misin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

