Archive for the ‘Bobi’ Category

Ne Efes Ne De Kedi

Friday, December 25th, 2009

Sokağın kedileri yok burada. Olsa bile karıştıracak çöpleri yok. Olsa bile tekmeleyecek kasap yok. Bizim sütbeyaz Bebe Nuri, kimbilir kaçıncı birasında? Balat’ın ortayerinde bir bakkalın köşesini mekan belleyip, arkadaşları ile kurdukları sofradan “Ben bi’ su döküp geleyim” diyerek kalkmış. İşlek caddeye şöyle bir göz ucuyla dahi bakmıyor. Hafif çakırkeyf, aklı geçen martta kalmış… Eh bu dünyanın hali de bırakalım böyle kalsın olacak son sözü, gölgelik bir arabaaltında uykuya dalmadan önce.

Bobi #2

Tuesday, December 30th, 2008

En güzeli de ne biliyor musun, Bobi, sidikle şu dünyanızı idare edebilmeniz.

Fazla mı açıldın yuvandan, daya burnunu toprağa ağaca dön yurduna. Anneni koklayarak sev, babanı hiç mi hiç arama… Gündüzleri taşlara koy göbeğini, geceleri toprağa bulan. Zor mu geliyor av kovalamak, usulca yakalattır kendini, Britanyalardan bir sir düşkündür sana, şansın varsa güzel bir hayvanat bahçesinde yaşarsın vitaminli etlerle. Atarsa asfalyaların bakıcını yersin. İlle de ölesi gelmez ya tutsakların, bunu bilirsin sen.

Ama biz, duyumsayarak uzaklaştığımızı, hiç de başladığımız yerde bitirmiyoruz bu gaileleri. Gölgeleri bize ait zannederken, güneşten kaçıyoruz. Ve tutsaklıklarımız miskinlikten değil, doğuştan.

Ya senin Bobi, kaç kardeşin var? Kaç derdin, kaç tasan? Eşini sayar mısın, rızkını düşünür müsün sana doğuracağı bebenin? Bunları bilmem de Bobi, eminim ki temiz hayvansın, süsüne düşkün, kendine bakan ve baktıran hayvansın.

Düşünen hayvan.

Bobi hadi git, durma buralarda, hayvanlığımız seni de öldürecek.

Bobi #1

Bobi

Wednesday, June 18th, 2008


En güzeli de ne biliyor musun, Bobi, sidikle şu dünyanızı idare edebilmeniz.

Dert yok, varsa tekrar işemek. Biraz diş bilemek. Ama yine de hayat seni çok üzdü Bobi. Çok boşladı bu şehir seni. Tek ulağın gölgeler, onlarla konuşuyorsun, sabahları belki üşüten bir rüzgar, öğlenleri kaçıp gidiyorsun bu sokaklardan. İkindi vakti biraz sidik ve çokca uyku. Etrafında bir düzen dümen kırıyor, hızlanıyor, fren yapıyor. Ben kulaklıkla seni duymadan geçiyorum. Kaç güzel kız geçti de farkında olmadın, beni ne yapacaksın bre.

Kaç kardeşin, kaç çocuğun var Bobi? Kaç derdin, tasan, kaç bağın, bağlamazlığın? Sidik torban yanında, sana el kaldıranlar utansın. Gölgene araba park edenlere bile laf etmezsin, öyle kalender, öyle kadirşinas, öyle güzel hayvansın sen.

Düşünen hayvan.

Değmeyeceğini de biliyorsun kerata, değmez diyorsun bu kadar temizliğe, bu kadar kul köleliğe.