<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Durmuş Çetin Akman&#039;ın Blogu &#187; Bilgisayar Mühendisliği</title>
	<atom:link href="http://blog.durmuscetinakman.com/category/bilgisayar-muhendisligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.durmuscetinakman.com</link>
	<description>müjgan gibi ben de birbirimize ettiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 16:58:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Devrimlerin Sanal Öyküsü</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/02/26/devrimlerin-sanal-oykusu/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/02/26/devrimlerin-sanal-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 18:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1884</guid>
		<description><![CDATA[Bilişim şirketlerinin hizmetleri ve ürünleri neredeyse hayatımızın her anında bizlerle birlikte olduğu için geçen her saniyede bizlerin değerlendirmesine, yani övgüye, takdire ya da yergiye maruz kalıyorlar. Bizim için çok havalı, çok orjinal ve çok yararlı olan bir hizmet, dünyanın başka bir köşesinde tüm o havasını ve etkisini kaybetmiş olabiliyor. Buna ek olarak, bu hizmetleri ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilişim şirketlerinin hizmetleri ve ürünleri neredeyse hayatımızın her anında bizlerle birlikte olduğu için geçen her saniyede bizlerin değerlendirmesine, yani övgüye, takdire ya da yergiye maruz kalıyorlar. Bizim için çok havalı, çok orjinal ve çok yararlı olan bir hizmet, dünyanın başka bir köşesinde tüm o havasını ve etkisini kaybetmiş olabiliyor. Buna ek olarak, bu hizmetleri ve ürünleri topluma sunan şirketlerin genel olarak dünyada nasıl algılandıkları da şirketlerin önem verdiği bir nokta. Olumlu bir algı yaratmak için bazı şirketler hükümetler ve toplumlar ile yalnızca hizmet ilişkisi kurarken, bazı şirketler evrensel değerleri de hesaba katarak bir hizmet çerçevesi çizmekteler. Elbette, hiç kimse bir şirketin, sadece özgürlükler ve demokratik haklar üzerinden pazar planlaması yaptığını iddia edemez. Fakat çok açık ki, toplumun neredeyse tamamının erişebildiği hizmetleri sunan şirketlerin dikkat ettiği hassasiyetler var. Bir şirketin, sözgelimi bir enerji şirketinin toplumu reklam pompası ve milliyetçilik vurgusu ile kandırmasının da ötesinde, toplumun sahiplendiği ve kendisine ait olarak ilan ettiği alanlarda hizmet veren şirketlerin toplumsal ve kamusal sorumluluklardan kaçma şansı yoktur. Bu alanların başında Internet geliyor. Toplumun her bir bireyi Internet&#8217;i tanıyabildiği ve içerdiği kaynakları kullanabildiği için, Internet alanında hizmet veren şirketlerin, dünyanın herhangi bir bölgesinde bir HES ihalesini alıp o yöredeki insanları bir şekilde oradaki kâr marjına ve o santralin yararlarına razı eden enerji şirketinden daha büyük tepkilere hazır olması gerekiyor. Çünkü, Internet&#8217;i herkes benimsiyor. Eğip bükmeden söylemenin yararı vardır: Internet, ne hükümetlere ve onun savunma bakanlıklarına ne de diktatörlere ve onların polis teşkilatlarına aittir. Internet, ağlar üzerinde kan misali dolaşan, dolaşırken iyi, güzel ve kötüye dönüşen verinin ve içeriğin üreticisi insana aittir.</p>
<p>Bilişim şirketlerinin Arap coğrafyasındaki devrimlerde takındığı tavır, Internet&#8217;in yaşamsal önemi ve sahipliği hakkında bize bir resim çizebilir. Bu isyanlardan önce de Çin&#8217;deki sansür, Rusya&#8217;daki baskıcı yasaklar ve WikiLeaks olaylarında da sadece bilişim hizmetleri değil, aynı zamanda Internet yayıncılığı da sıkı bir sınavdan geçmişti. Bu sınavların ardından insanlığın çok şey kazandığı söylenemez, fakat bu sınavların ardından en azından geleceği aydınlatabilecek birkaç anekdot kalmıştır. Kuzey Afrika&#8217;da süregelen devrim hareketleri ise, karışıklık anında o ülkelerden çekilen şirketlerin yanında hizmet vermeye devam eden ve devam etmeye zorunlu olan Internet kanallarının kullanımının devamlılığı açısından büyük bir sınav olmaktadır. Internet&#8217;in yaşamsallığı, tıpkı elektrik, su ve ısınma gibi ihtiyaçların yanında sayılabilir olmasını gerektiriyor. Bu büyük sınavda Internet üzerindeki iletişim kanalları için şöyle yazmıştım:</p>
<blockquote><p>Öte yandan devrimlerin başarısını tamamı ile sosyal paylaşım ağlarına bağlayanlar, o meydanlarda baltacılara karşı, polis kurşununa karşı, yani diktanın zulmüne karşı kimlerin korkusuzca durduğunu görmüyorlar mı? </p></blockquote>
<p>Henüz fikrimi değiştirecek, yani iletişim kanallarının sözkonusu ülkelerdeki muhalif hareketlere ve devrimlere kaynaklık ettiğini kanıtlayacak bir kanıt bulamasam da, Internet üzerindeki iletişim kanallarının yardımcı güç olarak belirmesini yadsıyamayız. Kavganın kaynağı insan olmak ile alakalı olduğu için, kısacası insanlar kavga ettiği için, mutlaka kavga eden insanın çığlıkları ve serzenişleri diğer insanlara insanlığın ortak kanalları üzerinden ulaşacaktır. Başarıya ulaşan bir devrimin arkasındaki güç sadece bir iletişim hizmetinin elverişliliği değil, aynı zamanda insanların haberleşme kararlılığıdır. Diğer yandan bu kararlılığa karşı baskıcı rejimlerin de önlemleri vardı, vardır ve var olacaktır. Bu kararlılık ve önlemler arasında kalan bilişim şirketlerinin tavırlarını özetlemek gerekirse, genel anlamda insanların kararlılığına yüz çevirmeyen bir tavır görüyoruz. Bence insanlara ait olan bir iletişim kanalının, insanların elinden alınmasının herhangi bir finansal, sosyal ve demokratik bahanesi yoktur da zaten. Örneğin, Google, &#8220;Don&#8217;t Be Evil&#8221; sloganının içini dolduracak adımlar attı: Mısır&#8217;daki isyanı ateşleyen insanlardan olan çalışanı <a href="http://www.bbc.co.uk/news/world-middle-east-12400529">Wael Ghonim</a>&#8216;i cesaretlendirdi. Ayrıca bu genç adam şirketin CEO&#8217;sundan <a href="http://www.nytimes.com/2011/02/16/world/middleeast/16google.html?_r=1">övgüler aldı</a>. Tüm bunlar basit adımlar olarak görülebilir, fakat bunlara ek olarak Mübarek, Internet erişimini kesmeye çalıştığında Mısır&#8217;daki insanların telefon hatları üzerinden Twitter&#8217;da güncelleme yapabilmelerini sağlayıp, Youtube üzerinde de isyana dair videoların daha kolay şekilde yayınlanmasına olanak verdi. Google&#8217;ın bu cesur adımlarına karşın ayaklanmanın belki de ilk kıvılcımlarından olan sayfayı bünyesinde barındıran Facebook daha nötr bir yol izledi. Her ne kadar Ghonim, Facebook&#8217;a şükran borçlu olduğu ifade etse de, Facebook&#8217;un kullanıcıları üzerindeki müdahaleci ve gizliliği pek takmayan tavrı, onları özgürlükler konusunda arka sıralara yerleştiriyor. Zira, Ghonim&#8217;in Facebook üzerinde oluşturduğu sayfa da <a href="http://www.deccanherald.com/content/140179/facebook-officials-keep-quiet-its.html">yaratıcının anonim olması dolayısıyla kapatılmıştı</a>. Belaya bulaşmamak bir strateji olabilir, ben yine de tersini düşünüyorum. İnsanlara ait bir kanalda, onlara ait verilerin gizli tutulması istemini reddetmek, sizin olmayan bir şey üzerinde sahiplik iddia etmektir. Ne var ki, burada oluşan açığı Twitter ziyadesiyle kapatmış görünüyor. Twitter&#8217;ın geleneksel olmayan yayımcı yapısı ve kullanıcıların daha özgür bir ortamda görüş ve haber paylaşmaları devrimlerdeki yardımcı rolünü oynamasını sağladı.</p>
<p>Günümüzde Internet&#8217;siz yaşayamıyoruz. Yaşayan varsa da, münzevi kabul ediliyor. Ancak, Internet&#8217;in sivil toplum kuruluşları ve onlara yönelik somut tehditler olmadan örgütlenebilme yanılsaması yaratması, insanın örgütsüz yaşayabileceği anlamına gelmiyor. Kablo-altı örgütlenmenin insanlara verdiği vicdani rahatlık ve &#8220;cop&#8221;tan uzak olma keyfiyeti, meydanlara çıkıncaya kadar sürüyor. Meydana çıkılan andan itibaren de kavganızın sebebi gözünüzün önündeki monitörden değil, derinizin altından sizleri sarmalamalı ve insana ait olan özgürlükleri zalime bırakmamalı; Zalim bir diktatör de olsa, bir bilgi tekeli de olsa.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2011/02/26/devrimlerin-sanal-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Zamanlar Internet</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/11/04/bir-zamanlar-internet/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/11/04/bir-zamanlar-internet/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Nov 2010 22:55:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Devrin Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1526</guid>
		<description><![CDATA[Aynı zamanda http://10numarablog.blogspot.com/2010/11/bir-zamanlar-internet.html adresinde de yayınlanmıştır. Ülkenin gündemindeki siyasi tartışmaların arasında bir cümle dikkatimi çekiyor: &#8220;Bizler, müzakere edilebilecek son kuşağız.&#8221;. Kürt Sorunu&#8217;na ilişkin, belli bir yaşın üzerindeki siyasetçiler ve temsilciler söylüyor bunu. Onların ardından gelen kuşağın yetişme tarzı ve iletişim hevesi bakımından kendi kuşaklarından oldukça farklı olduklarını vurguluyorlar. Maksadım siyasi konulardan bahsetmek değil. Tam tersine, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<div style="text-align: justify;">Aynı zamanda <a href="http://10numarablog.blogspot.com/2010/11/bir-zamanlar-internet.html">http://10numarablog.blogspot.com/2010/11/bir-zamanlar-internet.html</a> adresinde de yayınlanmıştır.</div>
</blockquote>
<div style="text-align: justify;">
<br />Ülkenin gündemindeki siyasi tartışmaların arasında bir cümle dikkatimi çekiyor: &#8220;Bizler, müzakere edilebilecek son kuşağız.&#8221;. Kürt Sorunu&#8217;na ilişkin, belli bir yaşın üzerindeki siyasetçiler ve temsilciler söylüyor bunu. Onların ardından gelen kuşağın yetişme tarzı ve iletişim hevesi bakımından kendi kuşaklarından oldukça farklı olduklarını vurguluyorlar. Maksadım siyasi konulardan bahsetmek değil. Tam tersine, bu cümleden hareketle siyasetin ötesine geçip, dünyadaki diğer canlıların aksine düşünce ve toplumsal yaşayış bakımından da hızla evrim geçiren insanoğlunun nesli tükenen kuşaklarındaki yerimizi 90&#8242;lı yılları yaşamış olanlar olarak ne kadar sağlamlaştırdığımızdan bahsetmek istiyorum. Hedef kitlem, Yıldız Tilbe&#8217;nin gözaltına alındığı sırada <em>Delikanlım</em> şarkısını bağıra bağıra söylemesini hatırlayanlardır. Karşıma alıp da konuşurmuş gibi şu anıları anlattıklarım, Türk Futbolu&#8217;nun 2002&#8242;de zirve yapan yükselişini, <a href="http://www.youtube.com/watch?v=_lKdlsLgRJQ">Sergen&#8217;in İzlanda&#8217;ya attığı golü</a> de hatırlayacak kadar adım adım izleyebilmiş olanlardır. Ahmet Gümüş&#8217;ün Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu&#8217;nun bilmem ne tarih ve bilmem kaç sayılı kararı ile ders kitabı olarak okutulmasına onay verilen <a href="http://www.netkitap.com/kitap-turkce-1-ilkogretim-ders-kitabi-ahmet-gumus-altin-kitaplar.htm">Türkçe 1-2-3-4-5</a> serilerindeki öyküleri, şiirleri ve alıştırmaları hatırlayanların bu yazıda elbette eskiye ait parçaları vardır. O yüzden bu insanlar, şimdilerde gitgide kaybolan bir kuşağın temsilcileridir. Sabredebilen, saygı duyabilen ve aslını esirgemeyen bir kuşağın temsilcileridir.</div>
<div style="text-align: justify;">
<br />Bu kuşağın öyküsünü, Internet&#8217;in keşfine ya da aynı günlere denk gelen atari salonlarının ölümüne dek geriye götürebiliriz. Güzellik de buradadır; bu kuşak, bir şeyin en tepe noktasındaki heyecanlı sinerjiyi de  -ve zaman içinde ölümündeki nostalji duygusu da dahil-, başlangıç anlarındaki keşif enerjisini de  yaşamıştır. Öyle ki, bu öykünün kahramanları Michael Jackson&#8217;ın ve Madonna&#8217;nın olgun yaşlarına rastlamış, Panini Çıkartma Albümleri&#8217;nin en hakikisini Euro&#8217;96 sırasında adeta vücudunun bir uzvu gibi benimsemiş ve sokaklarda saklambaç oynayabilmiş son keratalardır. Bu kahramanların Internet ve Web&#8217;e toplu halde göç edişleri, &#8220;Türkiye&#8217;nin Internet Tarihi&#8221;dir bir yerde. (A)DSL öncesi &#8211; BBS sonrası devirlerin basit sayfalı ağ ve IRC tabanlı sohbet ile taçlanan günlerine dönmek için anılması gerekenler, &#8220;a s l?&#8221; sorusu kadar iç gıdıklayıcı, <em>Mynet</em> üzerinden eşe dosta e-kart atmak kadar vefalı, <em>Napster </em>arayüzü kadar karmaşık ve <em>Geocities</em> ile kişisel web sayfası yapmak kadar kibirli anılardır. Çevirmeli ağın telefon hattını meşgul, bilgisayar başındaki ergeni bahtiyar eden bağlantı sinyalinin verdiği yetkilere dayanarak kimi zaman &#8220;Age Of Empires&#8221; ile dünyaları telefon hatları üzerinden fetheden, kimi zaman da &#8220;Nefesnefese&#8221; gibi sitelerde gördüklerine inanamayan bu kuşağın dili şöyle söylerdi: &#8220;Internet&#8217;e girmek&#8221;. Sonraları bu tabir, misal &#8220;Facebook&#8217;a girmek&#8221; olarak değişti. En sonunda &#8220;girmek&#8221; sözcüğü Internet yapısı ve artan bant genişliği sayesinde silindi. Kuşağımızın bir nostaljisi olarak tozlu raflardaki yerini aldı.</div>
<div style="text-align: justify;">
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/12176420" width="550" height="309" frameborder="0"></iframe></p>
<p>Günümüzde ise, ağa girmek &#8211; çıkmak kavramları ortadan kalktığı gibi, ağlarda tanınır olmak önem kazandı. İşte, &#8220;Bizler bilinçli ya da bilinçsiz olarak Internet&#8217;te ünlü ve tanınır olmak istemeyen son kuşağız&#8221; diyebilmenin nirengi noktası burada duruyor. Çünkü, ağlar üzerinde popüler olmak başka bir şey, ağlar tarafından tanınır olmak başka bir şey. Yani, bir gün herkesin milyoner olamayacağı gibi, bir gün herkes de Internet ünlüsü olamayacak. Bunun farkında olmak önemlidir. Buradaki tanınırlık, &#8220;a s l?&#8221; sorusunun reklam ve veri avcılığı alanlarına uyarlanmış haline verilen yanıtlardır. Son yıllarda ağdaki kullanıcının yaşı, cinsiyeti ve yeryüzünde bulunduğu nokta fiber kablolar üzerinde akan milyon dolarların ana kaynağı durumuna geldi. Bu verileri toplama amacı ile herkese ünlü ve önemli muamelesi yapılan bir yer haline gelen Internet, <em>göçmen</em> kuşak için acı bir deneyim olmaktadır. Zira bu bilgilere hakim olma hedefiyle Google&#8217;ın adeta Internet&#8217;in bizzat kendisine dönüşme hamlelerine, artık yanıt veren bir kaç şirket daha var. Bunların başında Facebook (Facebook&#8217;a karşı federe bir sosyal ağ yapısı öneren gençlerin projesi <a href="http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/13/diaspora/">diaspora* için buradan</a>) geliyor. Ve bu rekabet, özgür ve bağımsız Internet düşünün üstüne kocaman bir çizik atıyor.</div>
<div style="text-align: justify;">
<br />Uzun vadede yaşanan bir evrimin ve kısa vadede etki eden bir değişimin önünde durmak kâr etmez. Yasa koyucu ve uygulayıcı iradelerin Türkiye&#8217;de Internet&#8217;in yasaklanabilir bir mecmuadan daha ötesi olmadığını kabul ettirmesi çok zor olmadı. Bunun mücadelesi gerekli yerlerde gayet güzel şekilde veriliyor. Ancak, diğer yandan Türkiye&#8217;de Internet&#8217;in daha yaşanılabilir bir yer olması için de özgürlükçü ve farkındalık yaratan insanların çıkıp bir şeyler söylemeleri gerekiyor. Eğer bu söylemi, bu kuşak çıkaramazsa, diğer kuşakların bu söylemi yaratması pek ihtimal dahilinde değil. Belki de bizler, Internet&#8217;teki çöplük ve rantçılık olmasa da yaşayabilecek son kuşağız.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/11/04/bir-zamanlar-internet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>#FollowFriday – 2 – @selamisahin, @feroxius, @erdogan</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/08/20/followfriday-%e2%80%93-2-%e2%80%93-selamisahin-feroxius-erdogan/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/08/20/followfriday-%e2%80%93-2-%e2%80%93-selamisahin-feroxius-erdogan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 22:47:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[FollowFriday]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1344</guid>
		<description><![CDATA[Eski &#8220;İzleCuma&#8221; tutkunlarından kim kaldı, bir sen bir ben bir de Twitter&#8217;da turlayan arama botları. Twitter &#8220;Who to Follow&#8221; ve &#8220;More like @username&#8221; özellikleri ile mertliğin bozulduğu bir mecraya dönüşse de eski alışkanlıklar iyidir mentalitesinden hareketle #FollowFriday&#8217;lere devam etme taraftarıyım. Zira, bitaraf olan bertaraf olurmuş. Bugün sizlerle paylaştığım arkadaşlar: 1 &#8211; @selamisahin : Bio&#8217;su boş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski &#8220;İzleCuma&#8221; tutkunlarından kim kaldı, bir sen bir ben bir de Twitter&#8217;da turlayan arama botları. Twitter &#8220;Who to Follow&#8221; ve &#8220;More like @username&#8221; özellikleri ile mertliğin bozulduğu bir mecraya dönüşse de eski alışkanlıklar iyidir mentalitesinden hareketle #FollowFriday&#8217;lere devam etme taraftarıyım. Zira, bitaraf olan bertaraf olurmuş. Bugün sizlerle paylaştığım arkadaşlar:</p>
<p>1 &#8211; <a href="http://twitter.com/selamisahin">@selamisahin</a> : Bio&#8217;su boş, ismi (Tuğçe Kadıoğlu) sanırım gerçek olan bu arkadaşa nasıl denk geldiğimi hatırlamıyorum. Yüksek ihtimal, -bence- çok zekice olan tweetlerinden birisinin RT edilmesi sonucu denk gelmişimdir. Seçtiği kullanıcı adı ile de zaten 10 puanı çoktan hak etmekte. Buyrun izleyin.</p>
<p>2 &#8211; <a href="http://twitter.com/feroxius">@feroxius</a> : Bio&#8217;sunda bahsettiği gibi (&#8220;yaki$ikli oldugum kadar küstahim da. sorosçu ve zeki oldugumu zaten biliyorsunuz.&#8221;) bir adam olduğundan şüphem yok. Sorosçuluğun kitabını yazan adam olacak. Benim kendisini kısa süren FriendFeed günlerimden bulduğumu bilmiyordur, zira oradaki örgütlenmesi daha güçlüdür. Düşünceleri ile beni zaman zaman kontrpiyede bırakan bu arkadaşa büyük saygım var, zira o kadar bitki ile uğraşmak kolay değil.</p>
<p>3 &#8211; <a href="http://twitter.com/erdogan">@erdogan</a> : Bio&#8217;sundan anlaşıldığı kadarı ile girişimci bir arkadaş. Sosyal medya ve tasarım üzerine fikirlerinden yararlanılabilecek uluslararası bir kişilik. Türkçe&#8217;si ne durumda en ufak bir bilgim dahi yok. İzlemekte de sakınca yok.</p>
<p>Evet, böylece açıklamalı izleme önerilerinin ikincisini de tamamlamış bulunuyoruz. Serinin ilk yazısına <a href="http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/14/followfriday-1-zoban-tomwaits-t/">buradan</a> ulaşabilirsiniz. Tekrarlamak gerekli belki, <em>Yes, Web Can!</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/08/20/followfriday-%e2%80%93-2-%e2%80%93-selamisahin-feroxius-erdogan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çevrimiçiyiz</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/08/11/cevrimiciyiz/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/08/11/cevrimiciyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 20:55:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1264</guid>
		<description><![CDATA[logged in from josh schaub on Vimeo.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="500" height="281"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12176420&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=1&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12176420&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=1&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="500" height="281"></embed></object>
<p><a href="http://vimeo.com/12176420">logged in</a> from <a href="http://vimeo.com/user2182974">josh schaub</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/08/11/cevrimiciyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tweetleri Anlamak</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/06/10/tweetleri-anlamak/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/06/10/tweetleri-anlamak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 21:40:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Sentiment Analysis]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<category><![CDATA[World Cup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1167</guid>
		<description><![CDATA[Sentiment Analysis gerektiren bir projeyi başarıyla sonuçlandırmış bulunuyorum. Araştırma düzeyinde yeterli olsa da tabi ki büyük kitlelerin kullanımına açılacak bir tasarım değil. Dünyanın gittiği yön hakkında fikir versin diye söylüyorum, diğer insanlara açık bir şekilde söyledikleriniz sadece sizi tanımlamakla kalmayacak, benzerleriniz ve onların benzer düşünceleri ile birleşerek bir olguyu, emeği ve yatırımı tanımlayan, onun hakkettiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sentiment_analysis">Sentiment Analysis</a> gerektiren bir projeyi başarıyla sonuçlandırmış bulunuyorum. Araştırma düzeyinde yeterli olsa da tabi ki büyük kitlelerin kullanımına açılacak bir tasarım değil. Dünyanın gittiği yön hakkında fikir versin diye söylüyorum, diğer insanlara açık bir şekilde söyledikleriniz sadece sizi tanımlamakla kalmayacak, benzerleriniz ve onların benzer düşünceleri ile birleşerek bir olguyu, emeği ve yatırımı tanımlayan, onun hakkettiği karşılığı ya da ağzının payını veren hızlı ve atak bir sivil topluma dönüşecek. Bir şey hakkında söylediklerinizin kutup ve öznellik analizi yapılsın diye, aslında şu andan itibaren alıştırma yapılacak veri yığınlarını yine siz oluşturuyorsunuz, makinalar böyle öğreniyor.</p>
<p>Bunun uzun, upuzun bir öyküsü de yazılabilir. Fakat okuyanı az olur, zira herkes fikrini beyan etmekle meşgul. Devam edin, ziyan olmasın. <a href="http://twitter.com/worldcup/worldcup">Şuraya</a> da bakın lütfen, artık maçın adamı seçmek için sms tabanlı sponsorluklara ihtiyaç duyulmadan, tweetlerin analizi yeterli olacaktır. Bir maçın hasılatı ve belki bahis oranları dahi maçtan bir gün öncesinde hesaplanabilecektir. Güvenlik önlemleri, reklam anlaşmaları ve maçın yayını bu hesaplara göre belirlenecektir. Çekinmeyin, bilgi yığınlarını besleyin. Yarın sizin hakkınızda daha çok şey bilecekler, izninizle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/06/10/tweetleri-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>#FollowFriday &#8211; 1 &#8211; @zoban, @tomwaits, @t</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/14/followfriday-1-zoban-tomwaits-t/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/14/followfriday-1-zoban-tomwaits-t/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 05:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[FollowFriday]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1084</guid>
		<description><![CDATA[İzleCuma&#8217;larını nam-ı diğer FollowFriday&#8217;leri Twitter&#8217;ı ilk kullandığım günlerde önemseyerek takip ederdim. İnsanın Twitter sayfasındaki timeline&#8217;ının (zaman çizelgesi, akış takibi?) belli bir sayının üzerinde kullanıcıyı kaldırmayacağını anlayınca bıraktım bu güzel paylaşım olayını. Yine de bugünden itibaren benim kafa yapıma uygun insanlara yararlı olabilecek Twitter kullanıcılarını bazı cumalar buradan paylaşmaya karar verdim. Maksat, akış doğru tarafa yönelsin. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İzleCuma&#8217;larını nam-ı diğer FollowFriday&#8217;leri Twitter&#8217;ı ilk kullandığım günlerde önemseyerek takip ederdim. İnsanın Twitter sayfasındaki timeline&#8217;ının (zaman çizelgesi, akış takibi?) belli bir sayının üzerinde kullanıcıyı kaldırmayacağını anlayınca bıraktım bu güzel paylaşım olayını. Yine de bugünden itibaren benim kafa yapıma uygun insanlara yararlı olabilecek Twitter kullanıcılarını bazı cumalar buradan paylaşmaya karar verdim. Maksat, akış doğru tarafa yönelsin.</p>
<p>1- <a href="http://twitter.com/zoban">@zoban</a> : Bio&#8217;sunda şöyle yazıyor: &#8220;I like you and me&#8221;. Yeme-içme kültürü, İstanbul ve futbol konusunda engin bilgisine ve paylaşma azmine hayran olduğumuz bir üstaddır kendisi. Daha bu Twitter&#8217;lar vesaire ortada yokken kendisini sözlükten ve blogundan takip eder olmuştum zaten. İzleyici sayısı da kallavi denebilecek ölçekte ancak adı henüz Twitter ünlüsü olarak geçmedi, bence geçmesin de.</p>
<p>2- <a href="http://twitter.com/tomwaits">@tomwaits</a> : &#8220;Verified account&#8221;ların feriştahıdır gözümde. Bio&#8217;sunda şöyle yazıyor: &#8220;Glitter and Doom Live&#8217; in stores and online now! For more Wit and Wisdom visit www.tomwaits.com&#8221;. Evet Bio kısmı hayalkırıcı oldu biraz. Ancak Tom Waits bilader bu, ötesi var mı diyorum. Ramiz Dayı diye tanıdığınız büyük oyuncu Tunçel Kurtiz&#8217;in lafıdır, &#8220;Amerika ikiye ayrılır, Tom Waits sevenler ve salaklar&#8221;.</p>
<p>3- <a href="http://twitter.com/t">@t</a> : Bio&#8217;sunda şöyle yazıyor: &#8220;barcamp bicycler buildingblocks climber cultural evolution gtd hacker independent microformats nerdy optimist pescatarian scientist skeptic&#8221;. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Tantek_%C3%87elik">Tantek Çelik</a>, Pasifik&#8217;in ya da Atlantik&#8217;in öteki yakasından bilişim teknolojileri konusunda yararlı ufuklar gösteren etkin bir Twitter kullanıcısı. Blog arama motoru diyebileceğimiz Technorati&#8217;nin de şef mühendisi yamulmuyorsam.</p>
<p>Evet, bu geleneği de böylece başlatmış oluyorum. Internet ya da ağ sadece önünüze gelen değildir, onun diplerine kadar inip, yararlı bilgiyi ve paylaşım eşini bulmanız, bulduğunuzu da efendice paylaşmanız gereklidir. Tekrarlamak gerekli belki, <em>Yes, Web Can</em>! Önerilerimi sallayıp, Cem Mumcu tayfasına da takılabilirsiniz tabi ki, tercih sizin. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/14/followfriday-1-zoban-tomwaits-t/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>diaspora*</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/13/diaspora/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/13/diaspora/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 16:30:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[diaspora]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Moglen]]></category>
		<category><![CDATA[NYU]]></category>
		<category><![CDATA[social network]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1090</guid>
		<description><![CDATA[Facebook&#8217;un gittikçe karmaşıklaşan güvenlik ayarları ve gizlilik politikası, öğrencilere özgü basit bir sosyal ağ iken Internet&#8217;in tüm giriş ve çıkışlarını gözetleyen bir içerik kaosuna dönüşmesi ve insanların verdikleri ile aldıkları arasındaki doyum farkının kapanması sonucu Facebook&#8217;a karşı yükselen karşıtlık, New York&#8217;tan 4 genci yeni bir bakış açısıyla yeni bir sosyal ağ yaratma konusunda yüreklendirmiş, ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="560" height="340"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/SehPS5J1lQA&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/SehPS5J1lQA&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"></embed></object></p>
<p>Facebook&#8217;un gittikçe karmaşıklaşan güvenlik ayarları ve gizlilik politikası, öğrencilere özgü basit bir sosyal ağ iken Internet&#8217;in tüm giriş ve çıkışlarını gözetleyen bir içerik kaosuna dönüşmesi ve insanların verdikleri ile aldıkları arasındaki doyum farkının kapanması sonucu Facebook&#8217;a karşı yükselen karşıtlık, New York&#8217;tan 4 genci yeni bir bakış açısıyla yeni bir sosyal ağ yaratma konusunda yüreklendirmiş, ve görüntüye bakılırsa yüreklendirdiği kadar da desteklemiş.</p>
<p>Ilya Zhitomirskiy, 20; Dan Grippi, 21; Max Salzberg, 22; ve Raphael Sofaer, 19, kodlamanın tahminen 3-4 ay alacağı bu proje için kaynak ihtiyacı duyunca, yaratıcı insanların kaynak bulmasına yardımcı olan Kickstarter üzerinden $10.000 toplamak için kendilerine 39 gün süre vermişlerdi. Birkaç gün önce bloglarından duyurduklarına göre bu amaçlarına ulaşmaları için sadece 12 gün yeterli olmuş ve şu an Kickstarter&#8217;daki kasalarında $100.000&#8242;a yakın destek parası bulunuyor.</p>
<p>Videoda kısaca anlattıklarının üstünden geçelim, Diaspora her bir bireye kendi node&#8217;u (düğümü) ya da seed&#8217;i (tohumu) üzerinde sakladığı verinin kontrolünü veren bir web sunucusu fikri. Yani kontrol için tek gereken kendinize ait verilerin bilincinde olmanız. Bir tohumun sistemde yer alması için ona kullanıcı tarafından sahip olunması, bir sunucu üzerinde barındırılması ve gerekli ayarlamaların yapılması gerekli. Sisteme dahil olunduktan sonra, bu tohum herhangi bir ağ üzerindeki etkileşim ve paylaşımların içerdiği tüm bilgileri biriktirme göreviyle yükümlü. Akabinde, kendi seçiminizle yaratacağınız bir besleme ağı ile paylaşmaya başlayabilirsiniz. Burada kullanılan &#8220;hub&#8221; terimi önem arz ediyor, zira &#8220;hub&#8221; bilgisayar ağlarında broadcast (tam yayım) olarak çalışan bir cihazdır. Facebook&#8217;un elinde bulundurduğu güç bu &#8220;hub&#8221; yapısının kontrolüdür.</p>
<p>Peki neden bu işe kalkışmışlar? Bu noktada işaret ettikleri isim, Eben Moglen, Columbia Üniversitesi&#8217;nden bir hukuk profesörü ve GPL&#8217;in son sürümünün yazarı, yaratıcısı. Moglen <a href="http://www.youtube.com/watch?v=QOEMv0S8AcA">Internet gizliliği hakkında yaptığı bir konuşmada</a> modern insanın ruh halini, </p>
<blockquote><p>&#8220;Yaşamlarımız ve kimliklerimiz daha da sayısallaştıkça (dijitalleştikçe), bütün bilgilerimizi bu bulut içindeki şirketlerin ellerine bırakma rahatlığı, bizi gizliliğimizden feragat etmemizi ve çevrimiçi kimliklerimizi parçalara ayırmamız yönünde eğitiyor.&#8221; </p></blockquote>
<p>şeklinde açıklıyor. Soru da buradan kaynaklanıyor: Görece güçlü bilgisayarların bile artık gömülü hale geldiği bir çağda, büyük sistemlerin merkezileşmesi neden hala bu kadar önemli? Moglen burada &#8220;bedava ajanlık&#8221; kavramına dikkat çekiyor.</p>
<p>Dört gence ilham veren bu konuşmanın herkes tarafından dinlenmesini şiddetle öneririm. Paranoyaklaştığım ya da egomun gizli odalarında kendimi çok önemli bir adammış gibi hissettiğim yok. Sadece yapılabilecek ve sunulabilecek daha özgür bir seçenek varken, büyümenin verdiği hırsı insanların verileri üzerinde hak iddia ederek paraya çevirmenin derdindeki şirketlerin tekellerinde daha çok vakit kaybetmenin mantığını göremiyorum. Moglen&#8217;in de vurguladığı &#8220;rahatlık&#8221; ikilemi, insanların bir araya gelerek ve birlikte fikir geliştirerek yenebileceği bir tuzak. Zuckerberg ile bu dört gencin arasındaki fark, ele geçirmek ile paylaşmak arasındaki fark kadar açık.</p>
<p>Diaspora projesine katkı vermek için <a href="http://www.kickstarter.com/projects/196017994/diaspora-the-personally-controlled-do-it-all-distr">buradan</a> Kickstarter&#8217;a, <a href="http://www.joindiaspora.com/blog.html">buradan</a> da proje bloguna doğru yol alabilirsiniz. Haa, gazeteye çıkmak çok önemliyse gözünüzde, bu arkadaşlar da çıkmışlar, ona da <a href="http://www.nytimes.com/2010/05/12/nyregion/12about.html?">buradan</a> erişebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/13/diaspora/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kubrick&#8217;in iPod&#8217;u</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/10/kubrickin-ipodu/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/10/kubrickin-ipodu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 23:06:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=1041</guid>
		<description><![CDATA[Daisy Daisy, Give me your answer do!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/UGsfwhb4-bQ&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/UGsfwhb4-bQ&#038;hl=en_US&#038;fs=1&#038;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"></embed></object></p>
<blockquote><p>Daisy Daisy,<br />
Give me your answer do!</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/05/10/kubrickin-ipodu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hey Gidinin Google&#8217;ı!</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/01/02/hey-gidinin-googlei/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/01/02/hey-gidinin-googlei/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 19:40:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başka]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.durmuscetinakman.com/?p=806</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar 2000&#8242;e 5 kala idi toplum saati referansı. Önce 2000 geldi, sonra zaman akmaya başladı. Arada doğumgünümü anlamlı kılacak şekilde 20.06.2006 oldu. O günü çocukluktan beri bekliyordum. Sanki o gün peygamber seçilecek, atanacak ve ilan edilecekmişim gibi&#8230; Hiçbirşey yapmadım o gün. Zaman yine aktı, şehirlerden ayrıldım, ülkeden ayrıldım, ve sene 2010 oluyor. Ben okulunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar <em>2000&#8242;e 5 kala</em> idi toplum saati referansı. Önce 2000 geldi, sonra zaman akmaya başladı. Arada doğumgünümü anlamlı kılacak şekilde 20.06.2006 oldu. O günü çocukluktan beri bekliyordum. Sanki o gün peygamber seçilecek, atanacak ve ilan edilecekmişim gibi&#8230; Hiçbirşey yapmadım o gün. Zaman yine aktı, şehirlerden ayrıldım, ülkeden ayrıldım, ve sene 2010 oluyor. Ben okulunu okurken bir çok devrim oldu bilişim dünyasında. Googlesız yapamayan bir nesil oluverdik, ve onun da başlangıç anını paylaşmak istedim. İşte katıksız Google, <a href="http://web.archive.org/web/19981111183552/google.stanford.edu/" target="_blank">buradan.</a><a href="http://web.archive.org/web/19981205085322/google.stanford.edu/google.jpg"><img class="aligncenter" src="http://web.archive.org/web/19981205085322/google.stanford.edu/google.jpg" alt="" width="351" height="113" /></a></p>
<p>Hadi kendinizi şanslı hissedin! ,)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2010/01/02/hey-gidinin-googlei/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korsanlar!</title>
		<link>http://blog.durmuscetinakman.com/2009/09/02/korsanlar/</link>
		<comments>http://blog.durmuscetinakman.com/2009/09/02/korsanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 16:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Durmus Cetin Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://durmuscetinakman.com/blog/?p=651</guid>
		<description><![CDATA[Şekilde Alman siyasi partilerinin birbirlerine ve ana akımlara göre konumları gösteriliyor. Bize göre sağ kanattaki büyük kırmızı nokta sosyal demokratları, devamında ise yeşilleri görüyoruz. SPD&#8217;den kopan Die Linke ise aynı bölgenin daha kollektif ve sosyalist kanadında. Bize göre sol yandaki kara delik ise Angela Merkel&#8217;in CDU&#8217;su ve hemen yanında da mavi nokta olarak CSU&#8217;yu görüyoruz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;"><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9QP4VUARykc/Sp6dPLTZy4I/AAAAAAAABpA/3Npz6TBROCE/s1600-h/media_httpwwwbaynadodeblogwpcontentuploads200908wertedreieckpng_filxHjCfdqrmarG.png.scaled1000.png"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9QP4VUARykc/Sp6dPLTZy4I/AAAAAAAABpA/3Npz6TBROCE/s400/media_httpwwwbaynadodeblogwpcontentuploads200908wertedreieckpng_filxHjCfdqrmarG.png.scaled1000.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376907889184721794" border="0" /></a><br /><a href="http://www.baynado.de/blog/ueber-die-werteorientierung-der-piratenpartei/">Şekilde</a> Alman siyasi partilerinin birbirlerine ve ana akımlara göre konumları gösteriliyor. Bize göre sağ kanattaki büyük kırmızı nokta sosyal demokratları, devamında ise yeşilleri görüyoruz. SPD&#8217;den kopan Die Linke ise aynı bölgenin daha kollektif ve sosyalist kanadında. Bize göre sol yandaki <span style="font-style: italic;">kara delik</span> ise Angela Merkel&#8217;in CDU&#8217;su ve hemen yanında da mavi nokta olarak CSU&#8217;yu görüyoruz. Neoliberal politikaları savunan FDP ve FW ise muhafazakar kanadın liberal ucuna yakın. Konuyu buraya taşımama vesile olan parti ise: Korsanlar &#8211; Die Piraten. Bilindiği üzere İsveç&#8217;teki başarının ardından Avrupa&#8217;da korsanlar örgütlenmeye ve politika tanımlamaya başladılar. Alman siyasi sistemindeki izdüşüme göre, Alman Korsanlar, toplumcu kanadın liberal ucunda ilerici kenara yakın duruyorlar ve toplumdaki algı-değer yansıması olarak hümanizma ile bağdaştırılıyorlar. Önderlerinden <a href="http://www.tauss.de">Jörg Tauss</a>&#8216;un SPD&#8217;den koptuğunu da söylersek toplumculuğu da es geçtiklerini söyleyemeyiz. Almanya&#8217;da salt liberal olmak kolay değil tabi, adamı konuşturmazlar bile bazen. Ancak Korsanlar&#8217;ın özdeşleşeceği ideoloji isminden çok toplumda yaratacağı duyarlılık ile anılacak. Böyle geniş tartışmalara fırsat bulacak gelişmiş gündemin ve insanın siyaset ile ilişkisini bu kadar canlı tutabilecek bir akımın Avrupa&#8217;da can bulması ve tartışmalara açılması Türkiye için bir şans aslında. Zira AB düzenlemeleri doğrudan etkileyecek bir gidişat söz konusu. Öte yandan Büyük Britanya da telif haklarını yeniden düzenleme arifesinde Korsanlar&#8217;ın etkisini <a href="http://www.guardian.co.uk/technology/2009/aug/26/filesharing-pirate-party-uk-downloads">göz ardı edemiyor</a>.</p>
<p>Gelinen nokta yeni bir çağın açılacağını müjdeliyor. Bu çağın devinimlerini yaşamayan ülkeler ise hala ve henüz siyasi problemlerin içersinde kördüğüm haldeler.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.durmuscetinakman.com/2009/09/02/korsanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

