Archive for the ‘Bilgisayar Mühendisliği’ Category

#FollowFriday – 2 – @selamisahin, @feroxius, @erdogan

Friday, August 20th, 2010

Eski “İzleCuma” tutkunlarından kim kaldı, bir sen bir ben bir de Twitter’da turlayan arama botları. Twitter “Who to Follow” ve “More like @username” özellikleri ile mertliğin bozulduğu bir mecraya dönüşse de eski alışkanlıklar iyidir mentalitesinden hareketle #FollowFriday’lere devam etme taraftarıyım. Zira, bitaraf olan bertaraf olurmuş. Bugün sizlerle paylaştığım arkadaşlar:

1 – @selamisahin : Bio’su boş, ismi (Tuğçe Kadıoğlu) sanırım gerçek olan bu arkadaşa nasıl denk geldiğimi hatırlamıyorum. Yüksek ihtimal, -bence- çok zekice olan tweetlerinden birisinin RT edilmesi sonucu denk gelmişimdir. Seçtiği kullanıcı adı ile de zaten 10 puanı çoktan hak etmekte. Buyrun izleyin.

2 – @feroxius : Bio’sunda bahsettiği gibi (“yaki$ikli oldugum kadar küstahim da. sorosçu ve zeki oldugumu zaten biliyorsunuz.”) bir adam olduğundan şüphem yok. Sorosçuluğun kitabını yazan adam olacak. Benim kendisini kısa süren FriendFeed günlerimden bulduğumu bilmiyordur, zira oradaki örgütlenmesi daha güçlüdür. Düşünceleri ile beni zaman zaman kontrpiyede bırakan bu arkadaşa büyük saygım var, zira o kadar bitki ile uğraşmak kolay değil.

3 – @erdogan : Bio’sundan anlaşıldığı kadarı ile girişimci bir arkadaş. Sosyal medya ve tasarım üzerine fikirlerinden yararlanılabilecek uluslararası bir kişilik. Türkçe’si ne durumda en ufak bir bilgim dahi yok. İzlemekte de sakınca yok.

Evet, böylece açıklamalı izleme önerilerinin ikincisini de tamamlamış bulunuyoruz. Serinin ilk yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Tekrarlamak gerekli belki, Yes, Web Can!

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Çevrimiçiyiz

Wednesday, August 11th, 2010

logged in from josh schaub on Vimeo.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Tweetleri Anlamak

Thursday, June 10th, 2010

Sentiment Analysis gerektiren bir projeyi başarıyla sonuçlandırmış bulunuyorum. Araştırma düzeyinde yeterli olsa da tabi ki büyük kitlelerin kullanımına açılacak bir tasarım değil. Dünyanın gittiği yön hakkında fikir versin diye söylüyorum, diğer insanlara açık bir şekilde söyledikleriniz sadece sizi tanımlamakla kalmayacak, benzerleriniz ve onların benzer düşünceleri ile birleşerek bir olguyu, emeği ve yatırımı tanımlayan, onun hakkettiği karşılığı ya da ağzının payını veren hızlı ve atak bir sivil topluma dönüşecek. Bir şey hakkında söylediklerinizin kutup ve öznellik analizi yapılsın diye, aslında şu andan itibaren alıştırma yapılacak veri yığınlarını yine siz oluşturuyorsunuz, makinalar böyle öğreniyor.

Bunun uzun, upuzun bir öyküsü de yazılabilir. Fakat okuyanı az olur, zira herkes fikrini beyan etmekle meşgul. Devam edin, ziyan olmasın. Şuraya da bakın lütfen, artık maçın adamı seçmek için sms tabanlı sponsorluklara ihtiyaç duyulmadan, tweetlerin analizi yeterli olacaktır. Bir maçın hasılatı ve belki bahis oranları dahi maçtan bir gün öncesinde hesaplanabilecektir. Güvenlik önlemleri, reklam anlaşmaları ve maçın yayını bu hesaplara göre belirlenecektir. Çekinmeyin, bilgi yığınlarını besleyin. Yarın sizin hakkınızda daha çok şey bilecekler, izninizle.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

#FollowFriday – 1 – @zoban, @tomwaits, @t

Friday, May 14th, 2010

İzleCuma’larını nam-ı diğer FollowFriday’leri Twitter’ı ilk kullandığım günlerde önemseyerek takip ederdim. İnsanın Twitter sayfasındaki timeline’ının (zaman çizelgesi, akış takibi?) belli bir sayının üzerinde kullanıcıyı kaldırmayacağını anlayınca bıraktım bu güzel paylaşım olayını. Yine de bugünden itibaren benim kafa yapıma uygun insanlara yararlı olabilecek Twitter kullanıcılarını bazı cumalar buradan paylaşmaya karar verdim. Maksat, akış doğru tarafa yönelsin.

1- @zoban : Bio’sunda şöyle yazıyor: “I like you and me”. Yeme-içme kültürü, İstanbul ve futbol konusunda engin bilgisine ve paylaşma azmine hayran olduğumuz bir üstaddır kendisi. Daha bu Twitter’lar vesaire ortada yokken kendisini sözlükten ve blogundan takip eder olmuştum zaten. İzleyici sayısı da kallavi denebilecek ölçekte ancak adı henüz Twitter ünlüsü olarak geçmedi, bence geçmesin de.

2- @tomwaits : “Verified account”ların feriştahıdır gözümde. Bio’sunda şöyle yazıyor: “Glitter and Doom Live’ in stores and online now! For more Wit and Wisdom visit www.tomwaits.com”. Evet Bio kısmı hayalkırıcı oldu biraz. Ancak Tom Waits bilader bu, ötesi var mı diyorum. Ramiz Dayı diye tanıdığınız büyük oyuncu Tunçel Kurtiz’in lafıdır, “Amerika ikiye ayrılır, Tom Waits sevenler ve salaklar”.

3- @t : Bio’sunda şöyle yazıyor: “barcamp bicycler buildingblocks climber cultural evolution gtd hacker independent microformats nerdy optimist pescatarian scientist skeptic”. Tantek Çelik, Pasifik’in ya da Atlantik’in öteki yakasından bilişim teknolojileri konusunda yararlı ufuklar gösteren etkin bir Twitter kullanıcısı. Blog arama motoru diyebileceğimiz Technorati’nin de şef mühendisi yamulmuyorsam.

Evet, bu geleneği de böylece başlatmış oluyorum. Internet ya da ağ sadece önünüze gelen değildir, onun diplerine kadar inip, yararlı bilgiyi ve paylaşım eşini bulmanız, bulduğunuzu da efendice paylaşmanız gereklidir. Tekrarlamak gerekli belki, Yes, Web Can! Önerilerimi sallayıp, Cem Mumcu tayfasına da takılabilirsiniz tabi ki, tercih sizin.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

diaspora*

Thursday, May 13th, 2010

Facebook’un gittikçe karmaşıklaşan güvenlik ayarları ve gizlilik politikası, öğrencilere özgü basit bir sosyal ağ iken Internet’in tüm giriş ve çıkışlarını gözetleyen bir içerik kaosuna dönüşmesi ve insanların verdikleri ile aldıkları arasındaki doyum farkının kapanması sonucu Facebook’a karşı yükselen karşıtlık, New York’tan 4 genci yeni bir bakış açısıyla yeni bir sosyal ağ yaratma konusunda yüreklendirmiş, ve görüntüye bakılırsa yüreklendirdiği kadar da desteklemiş.

Ilya Zhitomirskiy, 20; Dan Grippi, 21; Max Salzberg, 22; ve Raphael Sofaer, 19, kodlamanın tahminen 3-4 ay alacağı bu proje için kaynak ihtiyacı duyunca, yaratıcı insanların kaynak bulmasına yardımcı olan Kickstarter üzerinden $10.000 toplamak için kendilerine 39 gün süre vermişlerdi. Birkaç gün önce bloglarından duyurduklarına göre bu amaçlarına ulaşmaları için sadece 12 gün yeterli olmuş ve şu an Kickstarter’daki kasalarında $100.000′a yakın destek parası bulunuyor.

Videoda kısaca anlattıklarının üstünden geçelim, Diaspora her bir bireye kendi node’u (düğümü) ya da seed’i (tohumu) üzerinde sakladığı verinin kontrolünü veren bir web sunucusu fikri. Yani kontrol için tek gereken kendinize ait verilerin bilincinde olmanız. Bir tohumun sistemde yer alması için ona kullanıcı tarafından sahip olunması, bir sunucu üzerinde barındırılması ve gerekli ayarlamaların yapılması gerekli. Sisteme dahil olunduktan sonra, bu tohum herhangi bir ağ üzerindeki etkileşim ve paylaşımların içerdiği tüm bilgileri biriktirme göreviyle yükümlü. Akabinde, kendi seçiminizle yaratacağınız bir besleme ağı ile paylaşmaya başlayabilirsiniz. Burada kullanılan “hub” terimi önem arz ediyor, zira “hub” bilgisayar ağlarında broadcast (tam yayım) olarak çalışan bir cihazdır. Facebook’un elinde bulundurduğu güç bu “hub” yapısının kontrolüdür.

Peki neden bu işe kalkışmışlar? Bu noktada işaret ettikleri isim, Eben Moglen, Columbia Üniversitesi’nden bir hukuk profesörü ve GPL’in son sürümünün yazarı, yaratıcısı. Moglen Internet gizliliği hakkında yaptığı bir konuşmada modern insanın ruh halini,

“Yaşamlarımız ve kimliklerimiz daha da sayısallaştıkça (dijitalleştikçe), bütün bilgilerimizi bu bulut içindeki şirketlerin ellerine bırakma rahatlığı, bizi gizliliğimizden feragat etmemizi ve çevrimiçi kimliklerimizi parçalara ayırmamız yönünde eğitiyor.”

şeklinde açıklıyor. Soru da buradan kaynaklanıyor: Görece güçlü bilgisayarların bile artık gömülü hale geldiği bir çağda, büyük sistemlerin merkezileşmesi neden hala bu kadar önemli? Moglen burada “bedava ajanlık” kavramına dikkat çekiyor.

Dört gence ilham veren bu konuşmanın herkes tarafından dinlenmesini şiddetle öneririm. Paranoyaklaştığım ya da egomun gizli odalarında kendimi çok önemli bir adammış gibi hissettiğim yok. Sadece yapılabilecek ve sunulabilecek daha özgür bir seçenek varken, büyümenin verdiği hırsı insanların verileri üzerinde hak iddia ederek paraya çevirmenin derdindeki şirketlerin tekellerinde daha çok vakit kaybetmenin mantığını göremiyorum. Moglen’in de vurguladığı “rahatlık” ikilemi, insanların bir araya gelerek ve birlikte fikir geliştirerek yenebileceği bir tuzak. Zuckerberg ile bu dört gencin arasındaki fark, ele geçirmek ile paylaşmak arasındaki fark kadar açık.

Diaspora projesine katkı vermek için buradan Kickstarter’a, buradan da proje bloguna doğru yol alabilirsiniz. Haa, gazeteye çıkmak çok önemliyse gözünüzde, bu arkadaşlar da çıkmışlar, ona da buradan erişebilirsiniz.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Kubrick’in iPod’u

Monday, May 10th, 2010

Daisy Daisy,
Give me your answer do!

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Hey Gidinin Google’ı!

Saturday, January 2nd, 2010

Bir zamanlar 2000′e 5 kala idi toplum saati referansı. Önce 2000 geldi, sonra zaman akmaya başladı. Arada doğumgünümü anlamlı kılacak şekilde 20.06.2006 oldu. O günü çocukluktan beri bekliyordum. Sanki o gün peygamber seçilecek, atanacak ve ilan edilecekmişim gibi… Hiçbirşey yapmadım o gün. Zaman yine aktı, şehirlerden ayrıldım, ülkeden ayrıldım, ve sene 2010 oluyor. Ben okulunu okurken bir çok devrim oldu bilişim dünyasında. Googlesız yapamayan bir nesil oluverdik, ve onun da başlangıç anını paylaşmak istedim. İşte katıksız Google, buradan.

Hadi kendinizi şanslı hissedin! ,)

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Korsanlar!

Wednesday, September 2nd, 2009

Şekilde Alman siyasi partilerinin birbirlerine ve ana akımlara göre konumları gösteriliyor. Bize göre sağ kanattaki büyük kırmızı nokta sosyal demokratları, devamında ise yeşilleri görüyoruz. SPD’den kopan Die Linke ise aynı bölgenin daha kollektif ve sosyalist kanadında. Bize göre sol yandaki kara delik ise Angela Merkel’in CDU’su ve hemen yanında da mavi nokta olarak CSU’yu görüyoruz. Neoliberal politikaları savunan FDP ve FW ise muhafazakar kanadın liberal ucuna yakın. Konuyu buraya taşımama vesile olan parti ise: Korsanlar – Die Piraten. Bilindiği üzere İsveç’teki başarının ardından Avrupa’da korsanlar örgütlenmeye ve politika tanımlamaya başladılar. Alman siyasi sistemindeki izdüşüme göre, Alman Korsanlar, toplumcu kanadın liberal ucunda ilerici kenara yakın duruyorlar ve toplumdaki algı-değer yansıması olarak hümanizma ile bağdaştırılıyorlar. Önderlerinden Jörg Tauss‘un SPD’den koptuğunu da söylersek toplumculuğu da es geçtiklerini söyleyemeyiz. Almanya’da salt liberal olmak kolay değil tabi, adamı konuşturmazlar bile bazen. Ancak Korsanlar’ın özdeşleşeceği ideoloji isminden çok toplumda yaratacağı duyarlılık ile anılacak. Böyle geniş tartışmalara fırsat bulacak gelişmiş gündemin ve insanın siyaset ile ilişkisini bu kadar canlı tutabilecek bir akımın Avrupa’da can bulması ve tartışmalara açılması Türkiye için bir şans aslında. Zira AB düzenlemeleri doğrudan etkileyecek bir gidişat söz konusu. Öte yandan Büyük Britanya da telif haklarını yeniden düzenleme arifesinde Korsanlar’ın etkisini göz ardı edemiyor.

Gelinen nokta yeni bir çağın açılacağını müjdeliyor. Bu çağın devinimlerini yaşamayan ülkeler ise hala ve henüz siyasi problemlerin içersinde kördüğüm haldeler.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Gmail Artık Beta Değil

Tuesday, July 7th, 2009

Gmail neredeyse 5 yılın ardından “beta” etiketinden sıyrıldı. Uzun zamandır beta düzeyindeki bir yazılım ve hizmetten oldukça iyi ve üst düzey koşullarda çalışan Gmail’in bu hamlesini üründe büyük bir değişim gerçekleştirmeden yapması, kendilerinin de ifade ettikleri gibi kurumsal pazarda sunulan Google Apps paketi üzerindeki deneme düzeyi şüphesini yok etmek amaçlı. Bu kapsamda Microsoft ve IBM’e karşı sahaya neredeyse tüm oyuncularını sokan Google -beta anlayışına getirdiği yeni bakış açısını altyapıda ve diğer bazı ürünlerde devam ettireceği bilinirken- kurumsal pazarda beta etiketinin neden olduğu güvensizlikleri önleyeceğini düşünüyor. Öte yandan kullanıcılar açısından kaybolan belki de bir devrin etiketidir, sadece.
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

IE8 Reklamı

Friday, June 12th, 2009

Google Chrome’a ve tanıtım çalışmalarına burada değinmiştim. Şimdi Microsoft IE8 için bir tanıtım atağı başlattı. Kötü kelimesi sevmem ama iyi değil.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)