Türkçe

Umut

Yeni yıla umutlu ve sevinçli girdim. İki kısa gün sürdü umudumu kaybetmem. İki kısa günde anladım insanların ne pervasız ne vurdumduymaz olduklarını. İki kısa günün ardından kafamı kamyon ezmişçesine unuttum öncesini. Ne garip, insan umutla başlıyor, sevincini paylaşıyor diğerleriyle ve karşısında kocaman bir boşluk ya da boşboğazlık buluyor. Adresi aynı bu zarfın, dön kendine ve kendi yoluna. İnsanlar arasına karışıp da bu hale geldik diyen boklar gibi, insanlık ile ilgili en büyük sorunun insanlar olduğu gibi, susa susa hödüğe dönenler gibi her kıssanın bir hissesi var ve ben bu iki kısa günün sonunda insanların önüme kemik atar gibi attığı bu yanıtları ‘banane’nin huzurlu kumsallarının tadını çıkarmak için bir bilet gibi kullandım. Banane dedim geçtim. Olan belki daha güleç olmaya talip olan yeni yıla oldu. Ciddi olalım biraz.

Bir başka boyut ve düzlemde ise umut fırtınası dinmiyor. Beynim umut ile her şey güzel olacak, hem de bu insanlarla diyor. Olabileceğimiz kişilerin sınırı yok ya da bürünebileceğimiz kimliklerin sonu yok diyor. Kestirip atanlar kadar seni dinleyenler de var diyor. Bana pek inandırıcı gelmiyor. Kavga başlatan bir söz geliyor dilimin ucuna. Başa bela olacak bir adım atasım geliyor. Her şeyi her yere yazdığımız, her küçük duyguyu yaydığımız şu çağda bana da biraz çekimser olmak kalıyor.

Bunu da buraya bırakmış olalım, 2018’in otopsi raporunda belki de umut zehirlenmesi yazar.