Almanya, Türkçe, Türkiye

Almanya’da Yedi Yıl

Yedi yıl önce bir gece yarısı havalanan ilk uçak ile Atatürk Havalimanı’na inip oradan da gümrüklere doğru sevinçli ve telaşlı bir şekilde yürümüştüm. İzmir’deki uğurlamayı ve Hamburg’a inişimi hatırlıyorum. Bu iki uca ek olarak hatırlayabildiğim tek an o çalımsız yürüyüş. Uluslararası uçuşta uyudum mu ağladım mı güldüm mü hatırlamıyorum. Arkadaşlarımın yanında ayıp olmasın diye evde henüz bavullar kapanmamışken büyük bir of çekerek ağlayan annemi ise çok iyi hatırlıyorum. O gece ve sonraki her el sallayışta ya da kargo yollayışında da ağladığını biliyorum. Ben ise çok ağlamam tam tersine. Ya da ağlamazdım, şimdi 30 yaşında genç bir bey olarak çok güzel ağlıyorum. Nasır nasır üstüne geldi, canım yandı mı radikal bir çığırış ve yakarış ile ağlıyorum. Ama değişik bir ağlama, sanki içe doğru ve sanki bilinmeze doğru yol alan Amat’a benzer bir geminin vebalı süzülüşü gibi, sanki itiraz edilemez bir gole bile itiraz eden çaresiz file bekçisinin duyulmayan heyleri vayları gibi…

Yedi yıl kemikli kemiksiz çok şey demek. Dolu dolu geçti demem gerekiyor herhalde. Ama daha çok parça parça, sezon sezon bir dolu bir boş geçen bir hikaye veya bir diziden farksızdı. Artık normal olmayan bu dünyada normal olabilecek herhangi bir koşul kaldıysa o koşullarda dahi geri dönmek ihtimali iyice zayıfladı. Açıklamamda bir sakınca yok, başarılı rol modellerimin yurtdışı maceralarından feyz alarak, yerel kapanlarda farelere yem olmaktan korkarak, uzaktan bakmanın daha ufuk açıcı bir şey olduğunu düşünerek çıktım ben bu yola. Kendimi daha iyi bir insan yapmak için en ulaşılabilir hedefe odaklandım. Yine olsa yine yaparım. Azaldım, daraldım, çoğaldım, açıldım. Böyle bir yedi koca yıl, yedi kere dünyanın güneş hazretleri etrafında dönmesi tamamlanmış oldu. Bir çağrı gelirse dönerim fakat değiştirmek için dönerim, geliştirmek için dönerim.

Havuca tav olmuş bir tavşan gibi belki de hep aynı parkurda koşuyorum. Gözümün önünde yeni havuçlar, aklımın bir köşesinde terli avuçlar, ben yeni bir 400 metre koşusuna başlıyorum. Yeni bir ailem de oldu, yeni bir çevrem de. Eski arkadaşlar ve dostlar hem var hem yoklar. Ders veresim yok, sadece not düşmek istedim: Bugün ben yaparım diyeli yedi yıl oldu.