2008-2015, Türkiye

Yaşar Kemal

Kör ölür badem gözlü olur. Kalıp kalıp övgüye ihtiyacı olmayan dağ gibi bir adamı övme telaşı başladığında ben sessizce uzak dururum. Çoğu dünyadan habersiz milyonlarca insanın haftalar süren bilmezliklerini ve sevmezliklerini örtme telaşına bulaşmamayı yeğlerim. Yaşar Kemal de paydos dediğinde kendi köşeme çekilip onu okuyarak geçen saatlerimin peşine düştüm. Şu ada hikayesinde pişen bulgur aşı koktu yine burnuma. Bir köylünün destanında açan çiçekler gözüme bayram ettirdi. Bir dövüşte kanayan yara içimi cız ettirdi. Ayazında üşüdüm, ıscağında yandım dilinin. Benim küçük kütüphanemde Marquez’in büyülü gerçekliğine karşı bir türkü mırıldanan efsunlu bir hoşaf gibiydi. Kuşlar da gitti, dağ da yandı bitti kül oldu.

Sofrasına otursalar içtiği suyu tükürecekler, adını duysalar entel dantel diyecekler, fikirlerini bilseler üstüne umarsızca hücum edecekler bir ölümde onun gölgesinde utanmadan dinlendiler. Bize de gülmeyi bilen hatırasını kollamak kaldı. Büyük adamdı.

http://youtu.be/nbC5Szb8jtI