2008-2015, Başka

Ben de bu şehre geldim geleli…

Mayıs başında Münih’e geleli dört ay olacak. Zorla sevmeye ve yaşamaya çalıştığım şehirden buralara gelmek hiç hesapta yoktu. Ha ama o şehirden gitmek hesaplarımın en eskisiydi gerçekte… Ama bu gidişin bu yöne olacağı hiç düşünülmemiş, hatta acaba gibi bir esinti bile yoktu. Varsa yoksa Berlin idi menzil. Fakat bazı köşelerimi, köşeli düşüncelerimi törpüleyip çıkıp buralara geldim. Uzlaşı ise uzlaşı, vazgeçiş ise vazgeçiş… Anne sözü dinler gibi Münih sözü dinledim, çağırdıklarını duyar duymaz bu pahalı şehre geldim.

Berlinliler burun kıvırdı, bazı arkadaşlar ziyaret sebebi saydı, bazıları neydi tüm bu Berlin saçmalığı zaten dedi, yeni komşularım Münih çok güzeldir iyi ki çıkıp gelmişsin dedi. Bu seçimin ve seçilişin getirisini götürüsünü bir ben bilirim. Ağırlığını hafifliğini, neler bulduğumu neler kaybettiğimi benden başka kim bilecek ki? Önce ev bakar gibi yapıp sonra bir odaya razı olduğumu, yeraltında bir metro istasyonunda kalabalığa karışınca nasıl da mutlu olduğumu, devasa parklarında oyunbaz bir köpek gördüğümde mutluluk buymuş dediğimi ve güzel kızlar eski şehrin bir köşesinde etrafımı sardığında aman Allah ne sıcakladığımı elbet bir ben bilirim. Zaten şampiyonların şehri olduğunu kimler bilecek benimle beraber eski şampiyonun salonunda yumruklarını konuşturmayanlar?

Her şey yolunda gidiyor şimdilerde. Bazı eksikler olsa da hafif yoldan çıkan arabayı tekrar toparladım ve bu yoldan çıkışları hiç mi hiç zarar hanesine yazmıyorum. Benim hayatım benden habersiz sağa ve sola kırılan direksiyon hikayeleri ile dolu, patlayan lastikler, asfalta değen egzoz boruları ve bozulan rot balans ayarları ile dolu zira. Biraz zaman alacak pit stoplar veya uzayan yollar moralimi bozmaz, bozamaz. İki yıllık bir sapmadan sonra tekrar planlandığı gibi bir dünya insanı ve küresel dengesizliklerin tartısı olma hedefine yürüyebildiğim bir şirkette çalışıyorum. Dünyayı tanımadan, mesleğini küresel ligde icra edemeyen insan bence yerelde de başarılı olamaz. Başarmamız gerektiği için değil bu cümlelerim, bizim başarmamıza hasret bir ülke olduğu için. Ulan salak bunları mı düşünüyorsun şimdi diyenler olabilir. Ben biraz böyleyim bugünlerde, nasıl iyi bir yetişkin olurum’un derdine düşmüş, sonuna kadar dayanmak yerine ortasında bir yerde bu hayat kavgasının şampiyonluğunu ilan etmek isteyen boksör gibiyim. Affedersiniz.