Baykal’a Ne Olmuş?
Baykal’ın istifası beklenen bir durum değildi. Çoğunluk Baykalsızlık özlemi içinde yaşıyor olsa da, bu duruma hazırlıksız yakalanıldığı açıkça ortada. Benim bu kişisel yanlıştan sonra gelen istifadan anladığım “Mesajınızı aldım, kaldığımız yerden devam edeceğiz.”
Açalım, görüntülerin komplo olduğunun ileri sürülmesi, kesme-biçme-yapıştırma yapıldığı iması, Pennsylvania’ya gönderilen selam ve iki hafta sonraki Olağan Kurultay her birlikte, sunulan istifanın bir güç denemesi olduğunu akıllara getiriyor. Kurultay süreci sıklaştırılan saflar ile birlikte cadı ve hain avına çıkılacak, Baykal’ın arkasında bıraktığı güçlü ve katı hizip partinin seçimlere kadar yörüngesinden çıkmasına izin vermeyecek ve seçim arefesinde muhtemelen görüntülerin gerçekdışılığı kanıtlandığında sahneye tekrar Bay Baykal çıkacaktır.
“Hain” kim mi? Don Corleone’den alıntıyla,
“Listen, whoever comes to you with this Barzini meeting, he’s the traitor. Don’t forget that.”
diyebiliriz. Yani demem odur ki, genel başkanlığa ilk kim aday olursa, bu varanlarla bir ilgisi olabileceği düşünülecek. Ülkenin hain avcılığına yatkın genleri, bu işi de bir geridönüş destanına döndürmekte geç kalmayacaktır. CHP’ne hakim kafayapısı ve köşebaşlarını tutmuş insanlar değişmedikçe, partinin durumunda herhangi bir ilerleme olacağını da sanmıyorum.
Yukarıdaki resimden de görülebileceği gibi, Baykal öyle ya da böyle adından söz ettirdi. Geldiği nokta, “İktidar, kaldırma, don, yaş yetmiş” tarzı esprilerin öznesi olmak olsa da, o son zamanlarda yaratabileceği en büyük etkiyi yarattı. Temiz bir siyasetçinin oyunun kurallarını geç de olsa öğrenmeye başlamasının ayak sesleri, ihtimaller dahilinde daha güçlü olduğunu hissettirecek. Bunun da sol siyasete hiçbir yararı olmayacak.
Tweet
May 17th, 2010 at 15:35
[...] kafasındaki planın şu yönde olduğunu yazmıştım. Kılıçdaoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na [...]
May 19th, 2010 at 19:04
deniz baykal +18 capsli, sesli… +rep