Kesmeşeker

Bu kasedi -kesinlikle albüm değil- nereden duydum da gidip Karşıyaka İskelesi’nin üzerindeki D&R’dan aldım hatırlamıyorum. Lise son ve üniversite hazırlık arası bir dönemdi. Sınıflandırmak istemem fakat alternatif rock manyaklığımın gemi azıya aldığı, mp3 deryalarına henüz dalmadığım ve henüz radyo programlarından kasetlere kayıt yaptığım zamanlardı. Otobüslerde Nokia 7250‘m ile radyo dinlerdim, takılıp kaldığım kanal genelde radyo3 olurdu. TRT’nin her saat başı Türkçe’nin yanısıra İngilizce, Fransızca ve Almanca haber bülteni de veren radyo kanalı. Çarşambaları saat 5′e doğru mu yoksa 6′yı az geçince mi neydi tam hatırlayamadığım bir dönüş vaktinde Dünya Listelerinden programı başlardı. Tam olarak anımsıyorum diyemem fakat jenerik müziğini mırıldanabilirim. Belki başka bir programdı ama kadife sesi ile bir sunucu 6-7 şarkı dinletir ve kolay sorular sorulan bir yarışma yapılırdı. Soruların yanıtlarını pek bilemezdim.
İzmir’in yollarında kulağımda radyo3 yaşamı çok önemsiyor gibi davranırdım. Kesmeşeker’i de o sıralarda ortamlarda yaymaya çalıştım. Bileni benden çok öncesi biliyordu zaten, bilmeyen ise “bir kaset vereyim de çek arkadaş” demiyordu. Ama ben o kasedi her dinlediğimde, bilenden bilmeyenden de ayrımsıyordum kendimi. İptila derecesinde ihtiyaç duyuyordum her gün. Bu bazı arkadaşların Replikas keşfine benziyordu, bazılarının da Fairuz Derin Bulut…Sonrasında her birini füzyonladık, oturduk içtik Seyyah ile başlayıp, Gonca ile devam ederekten, Ders Bitti ile bitirdik.
Sene 2003 ya da 2004, hiç bitmeyecek bir yol başlıyor zannederdim. Yol da bitti, bitimi de bitti. Yani Cenk Taner’e göre “ders bitti, başlıyorum bir şeye başlamamaya…”
TweetTags: Kesmeşeker, Kum, Müzik