Bütün de’ler ayrı da yazılabilirdi.
Elimde Kafka’nın Günlükler’ini görenler şaşırıyorlar. Şaşırsınlar. En büyük topçusu Özil olmuş, en büyük rejisörü Akın olmuş bir memleketin kendini gördüğü yerden dillendirdiği hezeyanları ayıklamak ile geçiyor bazı günler. Yine de iyi insanlar çoğunlukta. Delikatessten bir adım sonrası Türk Mutfağı gibi geliyor bana, mutfağa ne zaman girsem yapacağım yemeği adım adım izleyen bir de komşum mevcut. Bir diğeri de Çinli, herşeye yumurta kırıyor. Menemeni bayağı bir içselleştirmiş. Sonra yüksek sesle konuşan bir çocuk var, “Bağırmasana lan” diyesim geliyor çoğu zaman. Odaklanmayı öğreniyorum burada, ilk öğreneceğim konu bu olmamalıydı. Bunun yanında bir de Faraday var, fizik labrotuarında lazer ışınları ile yapılan deneyler, kredisi 2.5. En dış halkada da Noel coşkusu var. Bende bir coşma yok tabi ki, sadece kültürel gezi kıvamı mevcut bünyemde. Bu konuda bu kadar coşmalarını da beklemiyordum. Benim kendi dinimi gizli ve hep yaslı yaşamamın etkisi belki de. Din mi? Kültür seansı diyelim buna. Ne kadar yaşatabildiysek işte. Ama hatırlıyorum da Türkiye’de insanlar ilk benden -benim gibilerden- ateist olmamı -olmamızı- bekliyordu. Burada ilk benden ayak uydurmam bekleniyor. Entegrasyon ayakları… Ne garip ne dediğimi anlamıyorlar bile… Oysa çok net, kendi kişisel Kerbela’sını yaşamayan bu hayatı yaşayamaz. Çabucak bitti bu yazı da…
Tweet
December 15th, 2009 at 17:49
ben de diyorum nerelerde bu adam. bu wordpress nerden çıktı allahaşkına dchetin.
December 16th, 2009 at 23:17
bu adam buralarda artık. google bağımlılığını azaltmak adına wordpress’e geçiş yapalım dedim. bekleriz her zaman…