Kiel’de Bir Vapur Yalnız Bir Adam Taşır

Almanlar çay kültürünü anlamadıkları yetmezmiş gibi, kütüphane meşrebini de bilmiyorlar. Veyahut yeni nesil Almanlar, disiplin ve saygıdan bencil bir yüzsüzlüğe geçmiş durumdalar. Yine veyahut benim kafam artık öğrenci ortamlarını kaldırmamaya başlamış. Kütüphaneden toplanıp çıkıyorum, okulun karşısındaki yokuşu inince küçük iskeleye varıyorum. Pek rağbet görmeyen ufak tefek bir vapur ile şehrin diğer yakasına geçiyorum. Taş çatlasa 50 kişilik vapurun içinde de çay servisi yok. Benzerlik içersinde yabancılık çekmek de böylesi birşey. Bu şehri pek sevmiyorlar. Çirkin deyip kesiyorlar şehir üzerine açılan sohbeti. Belki de 2. Dünya Savaşı’ndaki bombardımanı hatırlamak, buradaki donanma atölyelerinden bahsetmek istemiyorlar. Herşeye karşın, yaşanıyor burada da işte. Baltık üzerinde mekik dokuyan bir vapurcuk -cidden tek olduğunu düşünüyorum-, uzun ve geniş caddeler, kırmızı tuğlalı acele işçilikli 50′lerden kalma apartmanlar ve kanıksanamamış bir kentlilik duygusu ile yaşıyor Kiel. Bense dışarısı ile olan bağlantımı Orhan Veli ile kesiyorum:
Bilmezler yalnız yaşamayanlar
Nasıl korku verir sessizlik insana
İnsan nasıl konuşur kendisiyle
Nasıl koşar aynalara
Bir cana hasret olmayı bilmezler…













