Hayata Dönüş
Sahne sahne ilerledim bu sefer. Uzakta kalmadım. Filmi bir başa bir sona alarak hataları montajlamaya çalıştım. Olmadı. Ama olacak. Sanki böyle şeyleri daha önce yazmışım gibi geldiği için, aynılaşmadan geçsin diye bekledim. Benzer sözleri benzerler için söylemekten utanıyorum, fakat onlar benzeşmekten utanmıyorlar. Utanmak ağır oldu, çekinmek diyelim. Çekinmiyorlar. Onun için de “öpmeseydin bari” diyeceğim. Yenilgiyi bana taktığın gümüş madalya ile kalıcılaştırmasaydın. Boynumda bu ağır ip ve ucunda belirsiz bir şekle sahip madalyon ile geziyorum nicedir. Kalmak ve yaşamak arasında bir fark var. Bunu ben görebiliyorum. O yüzden önemli bu sefer. Bu sefer o yüzden acısı kalıcı olacak. Otelde kalırsın, evde yaşarsın. Evinin duvarlarını çivilerle, askılarla ve poster asmak için kullandığın bantlar ile mahvedersin. Gık demez. Çünkü orada yaşanır. Otel odasında ise çıkarken sorular sorarlar, o odaya ait değilsindir. Yaşadığın evde ise kendi kendine sorarsın soruları. Yaşamak böyledir. Ayıp olmaz içinde, ayıp yabancı yerdedir. Ağlamak da güzeldir şarkıda söylenir ya… Ama yine de “öpmeseydin bari” diyeceğim. Acıya karşı bağışıklığım yok henüz bu Baltık kıyısında. Gidicisin çabuk git. Sahne sahne hatırlarım desem de, filme benzeyen bir taraf olmamalıydı. Oluverdi. Sahne bir, seni gördüm, sahne iki, sana sustum, sahne üç, sana konuştum, sahne dört, seni ağladım. Beni teselli eden ışıkçı oldu. “Sen konuşmazsan herkes 2 günde unutur, üzülme…” dedi. Doğru dedi aslında.
Şimdi diplerden çıkacağım yukarıya. Denizin altını nasıl da özlemişim bir yandan. Gözlerdeki o neşeli yangına rağmen dipte gözlerimi açmayı, kırılan ışığı onarmayı nasıl da özlemişim. Budur nedeni belki de ciğerlerime karşı duruşumun. Çık artık yukarıya diyorlar, ben vurgun yemişim, susmuşum. İstekli ya da isteksiz, bu arabeske ihtiyacım vardı. Yoktun, var oldun, geçtin ve silineceksin, bilmiyorum mu sanıyorlar. Lakin, hep kalıcı olacak o güzel Almanca şarkı ve Nazım Hikmet yaşamımda. Güller ise pek sanmıyorum, girmem bir daha öyle sürprizlere. Başkalaşmak gerekli bazılarına. Ve tabi ki, hayalin gelecek gecelere, aklımı kaçırmış gibi saçmasapan bir rüya göreceğim ansızın ya da rüyalarla doğrultacağım aklımı. Bilinmez bir durum. Ama rüyalarda da aynı şeyler olacak. Bilinen bir durum.
Öpmeseydin bari de kendimce yarattığım bu hayal ve ümit dünyasında yaşasaydım bir su baloncuğu gibi. İlk dalgada başkalarına karışır yeni bir balon olurdum deniz durulasıya kadar. Şimdi bırakalım seni de ben denizimi özledim. Ege’yi. Baltık’ın alaca martısı, görece küçük vapuru ve albenisiz yakamozu kalsın buralarda seninle. Benimle Ege’ye gelecek var ise gelsin rüyalarıma. Söz ona bisiklet alacağım ve özler diye biraz kar götüreceğim cebimde. Bana kimse rakı getirmezse getirmesin. Ben içli adamım. Kin dediğim şey aslında herkes için üzülmektir. Ne güzel gülecektik halbuki…
Bu hikaye bitecek. Yaşamak böyleyse böyle, acısını da götürmeyeceğiz ya toprağa…
Tweet
December 19th, 2009 at 12:41
eline sağlık , arada açıp okuyorum bunu . vay anasını …
February 13th, 2010 at 16:16
hayata dönmemişim henüz.