You Rock My World!

Ölmenin de aslında sekteye uğrayan gösterinin bir parçasıymış gibi algılanmasının ve ardından aklı başına gelenlerin geçmişe dönüp öğütücülüğün pervanesini kırmalarının gerçek aynasındaki görüntüsü hakikatte hasta olan adama, kalbinden estetik yaptırmış muamelesinde bulunmayı anımsatıyor. Söylenecek çok söz varmışçasına davranmak da bazen yetersiz kaldığı için yaşamlara gösterilmeyen saygı ölümlerin de peşine takılıyor. Oysa, bilinmeli ki, bu adam, Jacko, salt dans ve pop şarkıcısı değildir. Kendi başına yol almayı başaran bir insandır. Ve kendi başına ilerleyenlerin hatasızlıkları görülmüş müdür?

Protest ve ırkçılık karşıtı şarkıları, topluma yönelik bilinci ve adeta müzikal düzeyindeki video klipleri ile efsanevi bir kral, gayri ihtiyari ve anlık olarak en çok taklidi yapılan patent sahibi bir dans ve koreografi mucidi olarak 80′lerin ruhunu 90′larda da canlı tuttu. Karşılığında ona yöneltilenler kesinlikle hak ettiği şeyler değildi.

Bize kalan anılardaki yeridir, misal adını ezberlediğimiz ilk yabancı yıldızdır, topçular haricinde. Moonwalk yapmaya çalışırken halıda çıplak ayak yanınca, beyaz çorap arama telaşıdır. Türk Elvis’i, Türk Einstein’i, Türk Beatles’ı ve dahasını gördük de Türk Michael Jackson’ını görmemiştik. Bu Türkiye’de bile ne kadar çok özümsendiğine bir işarettir, gerisi laf-ü güzaftır.


Comments are closed.