Zan
Tuesday, March 31st, 2009
Indian’ın bloguna “İçimdeki Nartallo’yu ben öldürmedim” yorumunu bırakalı epey olmuş. Koca bir ay geçmiş ve fark ettim ki içimden bir Gökhan Zan çıkmış. Öylesine delişmen ama bir o kadar da kırılgan. Hatırlar mısınız bilmem ama bu adam, sık yaşadığı sakatlıklar yüzünden “Cam Adam” diye anılır olmuştu, başarılı bir maçtan sonra “Bazı camlar vardır kurşun geçirmez Ömer Abi…!” deyiverdi. Kırılgan insanın, kırıla kırıla öğrendiği salt bir özgüven oluyor. Ortaokulda hakkında çok dalga geçilen çocuğun artık dayanamayıp patladığı andaki o güzel cinnet hali mesela, ne güven dolu ne güzel ağlamak, ağlayıp da bağırmaktır o. Lavaboya da gitmez, sırasında ağlar arada Yeter be! der, Yeter ulan siz kimsiniz amuna goduğumun çocukları! diye haykırır. Keratanın güveni arttıkça bir de uzun Yeteeeeaaeearr! çeker. Kravatını gevşetir birileri, bilmesi gerek ki bu ilgi fazlalığı kısa sürecek, bari izin kağıdı alsa da eve gitse. Ağlama yorgunluğu ile temiz bir uyku, akşama doğru uyandığında aynı düzen, durmadan akşam durmadan sabah durmadan…
Gökhan Zan’ın içimde uyanması fena, hatta rezalet. Hiç gereği yok ve biliyorum ki bu şehirdeki son 3 ayımda bazıları ile vedalaşmayacağım. İçimde bunlara neden olan bulantılı ümit, uçağın kapısında pişmanlığa bırakacak yerini. O ilk adımı atarsam başka bir dilde özgüven kazanacağım tekrar ama çok net ki bazıları sadece geçmiş olacak, öyle istediler. Buraya kendi ismimle not düşüyor olmam, her google aramasında burası ile anılıyor olmamı gerektirmeli mi, bir de o var!? Ben olmayan bana referans eden cümleler cümbüşü… Çok sevdiğim kızlar, gezdiğim şehirler, düşüncelerim ve 30′u geçkin izleyici… Hepsini toplayınca ben etmemesi aritmetik biliminin bir handikapı olabilir. Ya da düpedüz benim açıklığım, o kadar açılmışım ki müzmin sakat bir adam olmuşum. Varsın olalım, yıkmadan kırmadan yenisini yapamazsın. Ne var ki Bouville’i terk edermişçesine terk etmek istemiyorum bu şehri. Yeniden doğuş, belki bir Yusuf Şimşek…?
İçimde yer edinen topçular serisinin Messi’ye varacağı yok. Beşiktaş’ın içimizi çürüten o garip topçuları olacak bunlar sadece . Nartallo gibi çılgın, Zan gibi ağır, Kuntz gibi köşeli, Madida gibi kara bir sevda, Mustafa Özkan kadar padişah, İbrahim Üzülmez kadar telaşlı ve Sergen kadar bu gecelerin adamı… Hepimize yetecek kadar topçu var, hele Beşiktaş’ta…


























