Archive for January, 2009

Gegen uns?

Thursday, January 22nd, 2009
- Würdest du mich heiraten?
- Siktir git kiz..!



- Wann Morgen?
- Um zwölf…

Bitmiyor İsyanlar, Bitmiyor Suçlar

Monday, January 19th, 2009

FAİRUZ DERİN BULUT – ALİ TEKİNTÜRE / ARABESK

1. Acı Gerçekler/ Söz: Ali Tekintüre/Müzik: Mustafa Sayan
2. Kalbini Mahşere Götür/ Söz: Ali Tekintüre/ Müzik: Burhan Bayar
3. Sen Affetsen Ben Affetmem/ Söz: Ali Tekintüre/ Müzik: Burhan Bayar
4. Benim İçin Üzülme/ Söz&Müzik: Ali Tekintüre
5. Topraktan Bedene/ Söz: Ali Tekintüre/Müzik:Yavuz Taner Durmuş
6. Canım Dediklerim/ Söz: Ali Tekintüre/Müzik :Yavuz Taner Durmuş
7. Güldür Yüzümü/ Söz: Ali Tekintüre/ Müzik:Yavuz Taner Durmuş
8. Büyük Aşkımız/ Söz: Ali Tekintüre/Müzik: Orhan Gencebay
9. Seni Yakacaklar/ Söz: Ali Tekintüre/Müzik: Mustafa Sayan
10. Senden Vazgeçmem/ Söz: Ali Tekintüre/Müzik: Tarık Ağansoy

Definitely Maybe!

Sunday, January 18th, 2009


En iyisi olayları günü gününe yazmak. Onları daha belirgin kavrayabilmek için günlük tutmak. Pek önemsiz görünseler bile, en ince ayrıntıları, en küçük olayları bile atlamamak ve özellikle iyi bir sınıflandırma yapmak. Bu masayı, yolu, insanları, pipo tütününü nasıl gördüğümü yazmalıyım, çünkü onunla başladı değişiklik. Bu değişmenin alanını ve niteliğini kesinlikle belirtmeliyim.

(..)

Saçma, bu konuda söylenecek hiçbir şey yok! İşte bundan kaçınmalı, hiçbir şey olmadığı halde ille bir şey bulup çıkarmaktan sakınmalıyız. Sanırım günlük tutarken en tehlikeli olan da bu: Her şey abartılıyor, kulak kirişte ve gerçekler durmadan zorlanıyor. Öte yandan şu da var: Özellikle bu mukavva kutu ya da herhangi başka bir nesneyle ilgili dün değil önceki gün duyduğum izlenimi yeniden duyabilirim şüphesiz. Her zaman hazırlamalıyım kendimi buna, yoksa yine kayabilir parmaklarımın arasından.

(..)

İşin garibi, kendimi delirdi sanacak bir durumum da yok, hatta deli olmadığımı gün gibi görüyorum: Bütün bu değişiklikler nesnelerle ilgili. Hiç değilse, bundan emin olmak isterim.

Jean Paul Sartre, Bulantı, 1938

Gayri Uzatman Sözü

Friday, January 16th, 2009




Madem ki bu kerre mağlubuz,

N’etsek n’eylesek zaid,

Gayri uzatman sözü.

Madem ki fetva bize aid,

Verin

Basak bağrına

Mührümüzü.

Hrant İçin

Thursday, January 15th, 2009



Sakızını da al git

Monday, January 12th, 2009

Benìtez, Ferguson’a tav olmuş durumda. Onun FA’deki ve hakemler üzerindeki etkisinden dem vurup, bu tür akıl ve söz oyunlarına girmeyeceğini belirtmiş. Benìtez’in açıklamalarının tam metnini buradan okuyabilirsiniz. Rafa’nın İngilizcesi -redaktörü olmadığından olabilir- benden sadece biraz daha iyi, bildiğin Anadolu Lisesi İngilizcesi… Yine de Rafa haklı gibi gelmişti bana. Ferguson’ın yanıtı ise fazla bilindik, “That’s my only response. There was a lot of venom in what he said and I don’t understand where it has come from. I think he was an angry man. He was obviously disturbed about something but I think when he reflects on it he will surely realise it is wrong. Hopefully he will reflect and understand that what he is saying is absolutely ridiculous.”

Bi’şey diyeyim mi Ferguson? Liverpool’un şampiyonluğu engellenemez.

Bellamy "Gelirim" dedi

Monday, January 12th, 2009

Manchester City’nin West Ham üzerinden kadrosunu zenginleştirme çabalarına burada değinmiştim. En az bir sene içersinde yedek klubesi topçusu olarak görecekleri iki adam üzerinde bu kadar durmaları, elbette bu adamların şu anda formda olmasına ve beraber oynayabilmelerine dayanıyor. Bellamy ve Parker için sınır değerini gitgide aşan bir teklif çılgınlığına giriştiler. 15.000.000 poundluk yeni paket önerileri de reddedildi. Zola’nın West Ham’ı sezon sonuna kadar lig tablosunun üst diliminde tutacağını düşünüyorum. Bu teklifin garip olan yanı ise, -4 averaj ile onuncu sırada bulunan West Ham’in forveti Bellamy’ye, +8 averaj ile onbeşinci olan City’nin talip olmasıdır. Manchester City’nin ihtiyacı aslında Parker’ın bölgesinde ve Londralıların iki oyuncuyu da satmıyoruz demelerine rağmen, bu red kararında Bellamy teklifinin daha çok etkisi var. Red kararına şaşıranlar ise, West Ham’in batık bankacı sahibi Gudmundsson’un oyuncuları tek tek elden çıkarmak yerine direkt olarak takımı elden çıkarmayı tasarladığını düşünüyor. Bence de öyle, çünkü Tevez konusundaki usûlsüzlükler West Ham’a yeni giderler olarak dönecektir.

Muhtemelen 2007 yılında çok daha ucuza kadrolarına kattıkları Bellamy için bir miktar daha fazla bir öneri dirençlerini kıracaktır. City ve petrol, pek de afili değiller hala…

O Bombalar, O Silahlar

Monday, January 12th, 2009

Bir yıl önce demişim bir şeyler, umudun taşınması da diyebiliriz, yeni sözün gerekmezliği de diyebiliriz ama bilelim ki, memleket ilerlemiyor. Aynı cümleleri tekrarlıyorum.

Bahar isyancıdır. Saymaz ölüleri, ölmek değil ki gayesi, yaşamaya inatçı, onu feryat figan ağlayarak istiyor. Elinden kaçırdığı uçan balonunun yükselmesine değil; onu yalnız bırakmasına öfkelenen velettir bahar.

Bahar soru sorar, kapıları açtırır ve köfününde bir koca yaz, yorulur da bırakmaz. Artarak büyür isyanı. Kök salar, şıvgın verir, ılgıt üfler. İnsanın en büyük evrimidir bahara benzemeyi başarmak… Zira baharca olan insanın terinden bile beslenir yeni nesiller.

Gel gör ki, doğurduğu yazı başka bir bahar kovalar, kış üstünde tepinir, tepinir de yeni bir baharı yolundan vazgeçiremez. Gelecektir cemreleri tüketerek…

İnsanlar var ki, işte bahara benzeyenler, öğrendiler ölerek bazı şeyleri. Bombaları, kurşunları vücutlarında denediler. Değmedik bir gülücük beklerken battı etlerine metaller. Bildiler arkada hüzün bırakmayı, yazlarını ortada bırakmayı… Ama az biraz umut da bıraktılar, bizi bu sarı bahardan, kara kıştan bahara eriştirecek bir umut….

Yaz çocuklarını göremeden gidenler var, yazın bir gölge bile sunamayan ağaçlar, kuruyan toprak, akmayan su var. Ve fakat kesmeyen bıçak, patlamayan bomba, vurmayan tabanca yok… Durulmayan bir çağlayanımız, peşimizden düşmeyen bir borcumuz ve tekerleri sekiz çizen bir kaderimiz var.

Onat Kutlar’ımız, Uğur Mumcu’muz, Hrant Dink’imiz, Metin Göktepe’miz var. Birbirimize değen acımız, dünyamızdan uzaklaşan güneşimiz var. Adaletimiz yok. Ve belki kendimize güvenimiz var ya da yok.

Islı Adam Nasıl Olunur?

Monday, January 12th, 2009

Şurada güzelce menemen yapma becerim, iki üç makarna tarifini ruhla gerçeğe dönüştürme hünerim ve dedemden kalan bir kaç plağım vardı. Bunların yarattığı üçgenin içinde dersler, mühendislik ve yabancı dil ile uğraşıp yaşıyordum. Katiyyen sinemada film izlemiyor, aksine film ve müzik arşivimi genişletmek için kasıyordum. Güzel kızlar da vardı hayatımda… Sonra günün birinde bir film yapıldı, tam da yeni dönmüşüm oralardan. Şimdiye kadar izlediğim filmlerden rol kapma hastalığım yoktu ama izlemediğim bu filmin adı üstüme yapıştı.

Yoo hayır, mutluyum.

2009 Öngörüleri

Saturday, January 10th, 2009


Charles Arthur’un Bilişim Teknolojileri 2009 Öngörüleri’nden seçtiklerim;

  1. En az 3 PC üreticisi pazardan çekilecek. Çünkü küresel mali kriz hala devam ederken pazarda bulunmak 3 dev (Apple, HP, Dell) dışında çok kâr getirmiyor.
  2. BT istihdamı küçülecek. BT’de genel akım, büyük firmalara ek servisler sunmak olacak.
  3. Twitter (anlık mikroblog hizmeti, 2008 yılında Obama ve Spears’ın haklanan hesapları ile anıldı) sunduğu hizmetten bir şekilde kâr etmeye çalışacak.
  4. Windows 7 yıl sonunda satışa sunulacak. Mükemmel olmasa da, XP’den vazgeçemeyen firmalar için bir seçenek olabilir.
  5. Internet Explorer pazar payını rakiplerine kaptırmaya devam edecek. Rakiplerden kastımız Firefox, Safari ve elbette Chrome.
  6. Twitter mobil iletişimde Facebook’un yerini alacak.
  7. Masaüstü Linux, bu yıl buglarını temizleyerek 2010 yılında kullanımını arttıracak.
  8. Apple, Snow Leopard’ı Mayıs ayında tanıtacak.
  9. iPhone donanımı güz mevsiminden önce yenilenmeyecek.
  10. iPhone yazılımı ise 3.x’e yükselecek ve bu bizlere copy paste ile resim mesajlarını getirecek.

Benim seçtiklerimin yanında tüm öngörüleri okumak için tıklayın.