Dario Moreno, sen ne şen bi’ abimizdin. Mezarlıkbaşı, zor bir çocukluk, Karataş, çalışkan bir avukat katibi, Kemeraltı, tek başına öğrenilen Fransızca, Akhisar’da başlayan askerlik günleri, Kordon’da, Konak’ta güzel şarkılar güzel nâmeler, İzmir Palas’tan İstanbul’a, Ankara’da Orhan Veli ile oda arkadaşlığı, İstanbul’dan Atina’ya oradan Almanya ve Fransa’ya… Solmayan bir neşe ile süregiden gelişme ve çalışma hevesi…
Tatlı hayatın gülen emeğisin, bırak hemşehrilerin seni de gavur bilsin. Dario Moreno ile tatlı hayat videoda…
This entry was posted on Tuesday, January 27th, 2009 at 20:20 and is filed under İzmir, Türkiye. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
Both comments and pings are currently closed.
Hayatımda hep iki seçenek vardı önümde. Edi ile Büdü'den beri bu böyle. Ben Edi'yi severdim. Kafası yuvarlak olanı yani, yoksa o Büdü müydü? İki tane oldukları için hep karıştırırım bu seçenekleri, tıpkı Edi mi Büdü mü yuvarlak kafalıydı hatırlamadığım gibi. Bu yüzden verdiğim kararları bazen hatırlasam da, vermediğim kararlar aklımı karıştırdığından belleğim zorlanıyor. Belki düzelirim diye çok kitap okuyorum, çok film seyrediyorum ve çok gezenler bilmişlik taslamasın diye çok geziyorum. Kâr etmiyor.
Bir de bazı kızlar var, onları çok seviyorum ama en çok hangisini karar veremiyorum. Verirsem hiçbirini hatırlayamam gibi geliyor, fena oluyorum. İşte o zaman rakı içiyorum.
January 27th, 2009 at 22:16
ben bu blogu “izmir” sayesinde bulmuştum. sanırım ilk geldiğimde bu kadar çok izleyicin de yoktu:D
hocam, bekliyorum senden bu tarz yazılar.