Passa il Decreto


“Bizlere verilen eğitimden memnun muyuz?” diye sormuştum, futbol hakemi Emrah Kıran ile sosyal demokrasiyi irdelerken. Kendimizi pısarak, hoca bana soru sormasınlarla, güvensiz öğretmenlerle geçen bir eğitim sürecinin sonunda neredeyiz? Eksikliklerden süzülerek bugünkü benliğimizi yarattık biz veyahut öylesine yontulduk. Bu andan itibaren kendimizi kötü örneklerle karşılaştırmak, öyle ya da böyle eğitim almış gençler olarak halimize şükretmek yerine, tüm dünya adına, evrensel ölçütlerde, zengin-yoksul, metropol genci-köy genci ayırt etmeksizin bir eğitim sistemi için konuşmamız gerekiyor.

Tüm dünyada kapitalizmin son evresinin yasaları krizi de fırsat bilerek ayyuka çıkıyor. Bizdeki sosyal güvenlik sistemi endişesi ile hazırlanan vahim yasa, Almanya’daki vatandaşlık yasası ve son olarak İtalya’daki eğitim yasası… Adlarına genelde reform demek, geçmiş yıllardaki köklü reformların yanına yaklaşmalarına yeterli olmuyor elbette. Büyük reformların, yaşayanların gereksinimleri ile ortaya çıkmasına karşılık olarak bu reformların kaynak önceliği ya da yeni tip vatandaş yontma kaygısı ile ortaya çıktıklarını söyleyebiliriz.

İtalya’daki eğitim reformunun getirdiği en az 5 yıl geçerli olan müfredat ve kitaplar, ilköğrenimde tekil öğretmene dönüş ve üniversite kaynaklarının kısılması hamleleri tam da bu bahsettiğim kaynak önceliği ve yeni tip vatandaş yontma kaygısına işaret ediyor. Jönitalyanlar da ayaklanmışlar tabi, bizdeki kız kavgalarında adam toplama hafifliğine benzer, YÖK’e razı oluşa benzer…!

Ay parçası gibi doğmuş haberi yok.

Comments are closed.