Archive for October, 2008
Ye ve git
Friday, October 31st, 2008Batıya yoğurtla başlayan kültür ihracımız, döner ve dolmuşla devam ediyor. Avrupalı yemeyi ve gitmeyi bizden öğreniyor. Gururluyuz.
“Türkçe’nin son olarak diğer dillere döner ve dolmuş kelimelerini verdiğini görüyoruz. Bir dilin diğer dillere verdiği kelimelerin o dilin kültürde, bilimde geldiği evreyi gösterir. Türkçe’nin verdiği son iki kelime ortaya yeni bir şeyler konulmadığını gösteriyor.”*
*Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, New York
Passa il Decreto
Friday, October 31st, 2008“Bizlere verilen eğitimden memnun muyuz?” diye sormuştum, futbol hakemi Emrah Kıran ile sosyal demokrasiyi irdelerken. Kendimizi pısarak, hoca bana soru sormasınlarla, güvensiz öğretmenlerle geçen bir eğitim sürecinin sonunda neredeyiz? Eksikliklerden süzülerek bugünkü benliğimizi yarattık biz veyahut öylesine yontulduk. Bu andan itibaren kendimizi kötü örneklerle karşılaştırmak, öyle ya da böyle eğitim almış gençler olarak halimize şükretmek yerine, tüm dünya adına, evrensel ölçütlerde, zengin-yoksul, metropol genci-köy genci ayırt etmeksizin bir eğitim sistemi için konuşmamız gerekiyor.
Tüm dünyada kapitalizmin son evresinin yasaları krizi de fırsat bilerek ayyuka çıkıyor. Bizdeki sosyal güvenlik sistemi endişesi ile hazırlanan vahim yasa, Almanya’daki vatandaşlık yasası ve son olarak İtalya’daki eğitim yasası… Adlarına genelde reform demek, geçmiş yıllardaki köklü reformların yanına yaklaşmalarına yeterli olmuyor elbette. Büyük reformların, yaşayanların gereksinimleri ile ortaya çıkmasına karşılık olarak bu reformların kaynak önceliği ya da yeni tip vatandaş yontma kaygısı ile ortaya çıktıklarını söyleyebiliriz.
İtalya’daki eğitim reformunun getirdiği en az 5 yıl geçerli olan müfredat ve kitaplar, ilköğrenimde tekil öğretmene dönüş ve üniversite kaynaklarının kısılması hamleleri tam da bu bahsettiğim kaynak önceliği ve yeni tip vatandaş yontma kaygısına işaret ediyor. Jönitalyanlar da ayaklanmışlar tabi, bizdeki kız kavgalarında adam toplama hafifliğine benzer, YÖK’e razı oluşa benzer…!
Vesikalı Yarim
Thursday, October 30th, 2008
Geleceksen benimle, ardına bakmamayı öğren, başka türlü dönmeyi de hiç getirme aklına ve doğanlara burç vermeyi bırak… Kara boşlukta başka bir güneş aramaya çıkmıyoruz. Özlemek için ayrılmıyoruz evimizden. Ve geleceğe dair efkarlanmıyoruz, görev biçmeden ve görev edinmeden, bu kara çimenlikten koşarak gidiyoruz.

Bilmemek gibi bir şansımız yok. Bileceğiz. Çünkü bizim için yeni icatlar, yeni yazıtlar yaratan olmayacak. Bizi keşfeden olmasın diye, tekrar neyiz ne değiliz çözülmeyelim diye çekip gidiyoruz. Korkma, gitmeye ya da ayrılmaya değil; düpedüz sana ihtiyacım var. Mevsimlere, şehirlere ve yörüngelere rest çekiyorum, sen ve ben, gülümse, çekiyorum.

Soluklaştır parlaklığını ki beni tüketen insanlarım görmesin seni bir daha. Atmosferimi bir çekişte bitir ki, yaşayan olmasın senden başka içimde.
Proje Takımı
Wednesday, October 29th, 2008biz yine de aşkla bağlayalım sözü
Wednesday, October 29th, 2008Tesadüf bir ısrar biçimidir.
Wednesday, October 29th, 2008Uyanır hatıralar
Gelir iyonya‘dan
İzmir’in sokaklarına
Yasemin kokusuyla
Geçmişin dokusuyla
Ayrılık korkusuyla
Sarılır boynuna
Çağırır usulca
Unutulmuş saf çocukluğum
Gülümser ilk aşkım
Hemen hafifler burukluğum
Ben oralarda doğdum
Köklerim o topraklarda
Tarihin sırlarıyla
Ölmek isterim orada
Acılar, yaslar…
Gizlenir kuytulara
Sonra günahlar
Uzanır uykulara
Mehtap yol vermez
Karanlık pusulara
Başlar sularda akşam, ihtişam…
Aşklar emniyette
Aşklar Artemis’te
Gece kavuşurken
Güne ilk güneşlere
Yasemin kokusuyla
Geçmişin dokusuyla
Ayrılık korkusuyla
Girer koynuma
O sensin, o sensin
Sen..
Sezen Aksu-Bregovic
Böyle gitmez
Wednesday, October 29th, 2008Blogger yasağına önayak olan Digiturk (Bir kaç ay sonra D-Smart da buna neden olabilir), büyük bir halkla ilişkiler hatası yaptı diyemiyorum ama blogger ile alakası olabilecek öğrenci ve üst-okumuş kesimi kendisine karşı bir tavır almaya itti. Bunun dışında Kahveci Mehmet Abi’yi kendinden uzaklaştırmış olamaz. Salonumdaki kutunun, bilgisayarımdaki paylaşımı engellemesi korkunç bir güç gösterisiydi. İkisi için de helal para ödeyip, sıfır noktasında hizmet almak… Mutfaktaki buzdolabı ne yapacak bakalım?!





















