Archive for October, 2008

Ardısıra

Friday, October 31st, 2008

Seninle yürümek beni, bana getiriyor.
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Ye ve git

Friday, October 31st, 2008

Batıya yoğurtla başlayan kültür ihracımız, döner ve dolmuşla devam ediyor. Avrupalı yemeyi ve gitmeyi bizden öğreniyor. Gururluyuz.

Türkçe’nin son olarak diğer dillere döner ve dolmuş kelimelerini verdiğini görüyoruz. Bir dilin diğer dillere verdiği kelimelerin o dilin kültürde, bilimde geldiği evreyi gösterir. Türkçe’nin verdiği son iki kelime ortaya yeni bir şeyler konulmadığını gösteriyor.”*

*Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, New York

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Passa il Decreto

Friday, October 31st, 2008

“Bizlere verilen eğitimden memnun muyuz?” diye sormuştum, futbol hakemi Emrah Kıran ile sosyal demokrasiyi irdelerken. Kendimizi pısarak, hoca bana soru sormasınlarla, güvensiz öğretmenlerle geçen bir eğitim sürecinin sonunda neredeyiz? Eksikliklerden süzülerek bugünkü benliğimizi yarattık biz veyahut öylesine yontulduk. Bu andan itibaren kendimizi kötü örneklerle karşılaştırmak, öyle ya da böyle eğitim almış gençler olarak halimize şükretmek yerine, tüm dünya adına, evrensel ölçütlerde, zengin-yoksul, metropol genci-köy genci ayırt etmeksizin bir eğitim sistemi için konuşmamız gerekiyor.

Tüm dünyada kapitalizmin son evresinin yasaları krizi de fırsat bilerek ayyuka çıkıyor. Bizdeki sosyal güvenlik sistemi endişesi ile hazırlanan vahim yasa, Almanya’daki vatandaşlık yasası ve son olarak İtalya’daki eğitim yasası… Adlarına genelde reform demek, geçmiş yıllardaki köklü reformların yanına yaklaşmalarına yeterli olmuyor elbette. Büyük reformların, yaşayanların gereksinimleri ile ortaya çıkmasına karşılık olarak bu reformların kaynak önceliği ya da yeni tip vatandaş yontma kaygısı ile ortaya çıktıklarını söyleyebiliriz.

İtalya’daki eğitim reformunun getirdiği en az 5 yıl geçerli olan müfredat ve kitaplar, ilköğrenimde tekil öğretmene dönüş ve üniversite kaynaklarının kısılması hamleleri tam da bu bahsettiğim kaynak önceliği ve yeni tip vatandaş yontma kaygısına işaret ediyor. Jönitalyanlar da ayaklanmışlar tabi, bizdeki kız kavgalarında adam toplama hafifliğine benzer, YÖK’e razı oluşa benzer…!

Ay parçası gibi doğmuş haberi yok.
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Vesikalı Yarim

Thursday, October 30th, 2008
Ben dünya, sen venüs; tut elimden güneş sisteminden çıkalım. Sonsuz gibi gelen; fakat sonu her gecenin sabahına kurulu bir bomba misali bu tutulu halden vazgeçelim. Yeter dediğimiz, yanmak ve tüketilmek ve dönmek olsun… Daha yakın, daha tasasız olalım. Güneşe tapınmayı bırakalı beri insanlar, korkuya boyadılar gökyüzümü. Savaşlarından, kavgalarından ve işkencelerinden ağıt doldu içim, bebek gülüşleri bile sahteci. Gecelerimi elektrik ile kandırdılar, denizlerimi çöple… Elele versek, sıcacık kanayan avuç içimi hissedersin. Yıldızlara bensiz gittiler ve dönemediler. Bir yol birbirlerini, bir yol beni kestiler.

Senin parlaklığın ulaşmaya devam ettikçe te buralara, teker teker farkettiler küçüklüğünü. “İşte orada!” dediler, kıskandılar, ismini çaldılar.


Geleceksen benimle, ardına bakmamayı öğren, başka türlü dönmeyi de hiç getirme aklına ve doğanlara burç vermeyi bırak… Kara boşlukta başka bir güneş aramaya çıkmıyoruz. Özlemek için ayrılmıyoruz evimizden. Ve geleceğe dair efkarlanmıyoruz, görev biçmeden ve görev edinmeden, bu kara çimenlikten koşarak gidiyoruz.


Bilmemek gibi bir şansımız yok. Bileceğiz. Çünkü bizim için yeni icatlar, yeni yazıtlar yaratan olmayacak. Bizi keşfeden olmasın diye, tekrar neyiz ne değiliz çözülmeyelim diye çekip gidiyoruz. Korkma, gitmeye ya da ayrılmaya değil; düpedüz sana ihtiyacım var. Mevsimlere, şehirlere ve yörüngelere rest çekiyorum, sen ve ben, gülümse, çekiyorum.


Soluklaştır parlaklığını ki beni tüketen insanlarım görmesin seni bir daha. Atmosferimi bir çekişte bitir ki, yaşayan olmasın senden başka içimde.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Proje Takımı

Wednesday, October 29th, 2008


SAP kalkındırır.
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

biz yine de aşkla bağlayalım sözü

Wednesday, October 29th, 2008

bu işin bir tek çözümü var;
her şey yoluna girecek o zaman.
kendimi de bilsem seni bildiğim kadar.

sevda üzre “bap3″ / metin altıok

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Tesadüf bir ısrar biçimidir.

Wednesday, October 29th, 2008

O sensin,
Süzülür sabahlar
Uyanır hatıralar

Gelir iyonya‘dan
İzmir’in sokaklarına
Yasemin kokusuyla
Geçmişin dokusuyla
Ayrılık korkusuyla
Sarılır boynuna

Çağırır usulca
Unutulmuş saf çocukluğum

Gülümser ilk aşkım
Hemen hafifler burukluğum

Ben oralarda doğdum
Köklerim o topraklarda
Tarihin sırlarıyla
Ölmek isterim orada

Acılar, yaslar…
Gizlenir kuytulara
Sonra günahlar
Uzanır uykulara

Mehtap yol vermez

Karanlık pusulara
Başlar sularda akşam, ihtişam…

Aşklar emniyette
Aşklar Artemis’te

Gece kavuşurken
Güne ilk güneşlere
Yasemin kokusuyla
Geçmişin dokusuyla
Ayrılık korkusuyla
Girer koynuma

O sensin, o sensin
Sen..

Sezen Aksu-Bregovic

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Böyle gitmez

Wednesday, October 29th, 2008

Bir yasak atlattık. Nazar boncuğu gibi değil, basılmış at boku gibi oldu. Zira ticari ya da siyasi kaygı nedeniyle bileğimizin nasıl da kolayca büküldüğünü gördük. O bokun kokusu bizimle olacak bundan sonra. Daha önce Genç Sosyal Demokratlar olarak, “Internet servislerinin yasaklanabilir olduğu algısı, eğer Internet kullanımı kültürünün öğrenilebilir ve paylaşılabilir bir kültür olduğu algısının önüne geçerse, ülkemiz bir çağı daha ıskalamış olacak.demiştik. Özgürleştiren ve özgülleştiren düşünce akımları gibi görünen, nasyonel sosyalizm ve kapitalizmden gelecek nesilleri koruyacak herhangi bir aygıtımız yok. Üstelik yeni tür STKcılığın, erişilebilir ve paylaşılabilir aktivitizmin yegane barınma alanı Interneti yapboz tahtasına çevirdik bile. Acilen bir bilişim bakanlığına ve bilişim mahkemelerine ihtiyaç var, ama hala bu konuyu netçe dile getiren bir muhalefet bile yok.

Blogger yasağına önayak olan Digiturk (Bir kaç ay sonra D-Smart da buna neden olabilir), büyük bir halkla ilişkiler hatası yaptı diyemiyorum ama blogger ile alakası olabilecek öğrenci ve üst-okumuş kesimi kendisine karşı bir tavır almaya itti. Bunun dışında Kahveci Mehmet Abi’yi kendinden uzaklaştırmış olamaz. Salonumdaki kutunun, bilgisayarımdaki paylaşımı engellemesi korkunç bir güç gösterisiydi. İkisi için de helal para ödeyip, sıfır noktasında hizmet almak… Mutfaktaki buzdolabı ne yapacak bakalım?!

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Güneş randevu vermez.

Tuesday, October 28th, 2008

“Los lunes al Sol”
Bugün günlerden ne?
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

"Mustafa"

Tuesday, October 28th, 2008
“Mustafa”
Sinemalarda.

Sinemaya bayrağı ile ya da danteli ile giden teyzeleri yanıltsın istiyorum.
Devrimcinin güncesini, yetişmeyen harçlığını, yakışan zeybeğini görmek istiyorum.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)