Dönüş
Finale dair söylenebilecek tek söz, “top oynayan kazandı” cümlesidir. Görece daha iyi oynayan takımın kazanması Almanya karşısında aslında çok da tekerrür etmeyen bir durumdur. Ama bu ışıltısız Almanlara karşı İspanya’nın boyun eğmesi saçmalık olacaktı. Almanlar kurdukları sistemde tıkanmış durumdalar. 2002′de patlama yapan Ballack ve Klose ikilisi yavaş yavaş sönmeye, Podolski de Bayern’deki harcanma yedekliğinin etkisinde suratlı oynamaya başlamışken Almanya’nın Gomez ve Kuranyi gibi hacıyağı suratlı adamlardan medet umması onları İspanya’nın kırk yıllık rölanti dönemine sokar. Son olarak kaybeden taraf hakkında şunu da diyelim, Löw’ün o kıyafetlerle Adana’da dolaştığını düşünmek bile istemiyorum.

İspanyolların “bis” yaparak buralara gelmesi akla kolay yolun denk geldiği görüşünü getirebilir. Ha keza bizim 2002′deki turnuva yolu gibi. Böyle büyük turnuvalarda asıl zorluğun eleme gruplarında olduğunu düşünüyorum. En az 2 aylık aralarla süren bir mücadele, 1 ayda tamamlanan ve tamamen odaklanılan bir turnuvadan daha zor olmalı. İspanya’nın odaklanmayı başardığını söyleyebilirim. İyi oyunun Senna ve iki Barçalı etrafında şekillenmesi ve herhangi bir bloğun aksamaması -forvetteki kafa karışıklığını saymazsak- onlara güzel oyunu getirdi. İki kanat bekinin de yüksek tempoda oynaması, giren ve çıkan oyuncular arasındaki makas farkının çok olmaması rakiplerde hep bir çekinceye yol açtı. Yarı finalde Hollanda ile oynamış olsalar, yine finale erişeceklerini düşünüyorum. Çünkü geniş sahada oynama ve kapatmanın ustası İspanyollar.
Kupa bitti, futbol transfer dönemi hepimize hayırlı olsun. İki-üç gönderi önce yazdığım 11‘e bir ekleme yapalım : Ramos!
Tweet