2008-2015, Büyükşehir

Dokunuş

Beklemiyordum , sivri bir parmak tarafından dürtülmeyi beklemiyordum.Tam da sivilcelenmeye en müsait noktasından omzumun, beni terlere bulayan bu dokunuşu , beklemiyordum.Belki yanlış dokunmuştur , altı saniye sayacağım , tekrar dokunmazsa yok sayacağız bu enerji patlamasını..Varsak da yokuz , dikkate almıyoruz birbirimizi..Eski usule geri döneceğiz..Alnımda terler , insanlar huylanacak belki benden , güneş de vurmuyor çünkü..Kalın bir cam ardında gölgeli bir akşamüstü dışarıda , Bayraklı’ya kadar nefesimi tutmaya karar versem daha az zorlayıcı olurdu benim için.

Dolmuşta da değiliz hani , çeyrekliği uzatmam istensin , ya eski bir arkadaş ya da ense tıraşımı beğenmeyen bir insan evladı..Eski bir arkadaşsa , gereksiz bir sürü muhabbetler , sövme ya da övmeler..Geçmişimle ilgili lehte tanıklığı bile sevindiremez beni şu an , yapayalnız soyut bir bünye ile otuzbeşbuçuk dakikalık yolumda sakinliğe gömülmekti nihai hedefim..Evet nihai çünkü otobüste güzel kız yoktu , sınıftan arkadaşım yoktu..Nereden çıktı bu , beni koşulların oluşturduğu kararımdan alıkoymaya yakınlaşan , aklıma düşeyazan dokunuş..?!Etrafımda yaşlı yolcu var mı diye bakınsam, ama adama sormazlar mı , yirmi dakikadır aklın neredeydi ey oğul diye..Uyku numaramı bile tehdit edebilirdi bu dokunuş , ha uyuyor muydum , yok hayır başım hafif sağa eğik dışarıyı gözlüyordum.Üç saniye doldu bile , dört , beş ve altı…Yedide yabancıyız gene , belki yanımdakine musallat olur, belki dokunma amacı neyse o ihtiyacını , isteğini kendi kendine görür.Sadece dokunmasaydı keşke , “arkadaşım , beyefendi , oğlum..” filan deseydi , ya da bir isim deneseydi ben de.. “Bünyamin , Süleyman , Veysel Abidin..” tutmazsa bile bir duyumu daha rahatsız eder , böylece prensiplerimi aşabilirdim belki..Ama tek tıklık bir dokunuş , tetiklenme eşiğimi aşamadı..Hem belki ürpermişimdir , sanrıdır bu , öyle sanmışımdır yani..Şimdi arkamı dönüp baktığımda ya boş bir ifade görürsem?Ya bir çiftse arkamdaki , “ ne baktın bilader? ” derse çam yarması eril kişi?Ne derim, ne ederim?Haksız da değil , ben de kıllanırım böyle bir durumda , benden yakışıklı gençten biri arkası dönüp “ne var?” dercesine bakacak kız arkadaşımın gözüne..

Bu işte bir iş var , rahatsız olmam istendi , toplum içi davranış , sesleniş kurallarını anlatsam şimdi..Bakın desem Eski Yunan’dan beri bu işler böyledir desem..Olmaz bu da olmaz , son saniyeye girince rahatlarım sanmıştım , daha beterim , tüm dinginliğim kaçtı , dalgalı kur gibiyim, kek gibiyim portakallı , dönsem , dönmesem , bana mı seslendiniz desem , Taxi Driver filmindeki ayna sahnesine çalışmıştım , ama dirençli değilim o kadar..

Ve altıncı saniye işte dedim , kolumu uzatıp çektim kendime doğru küflenmiş pencereyi , hava doldu içeriye , arkamdan bir ses “..ben de onu diyecektim evladım..” dedi , yok oldu…