Dokunuş

Beklemiyordum , sivri bir parmak tarafından dürtülmeyi beklemiyordum.Tam da sivilcelenmeye en müsait noktasından omzumun, beni terlere bulayan bu dokunuşu , beklemiyordum.Belki yanlış dokunmuştur , altı saniye sayacağım , tekrar dokunmazsa yok sayacağız bu enerji patlamasını..Varsak da yokuz , dikkate almıyoruz birbirimizi..Eski usule geri döneceğiz..Alnımda terler , insanlar huylanacak belki benden , güneş de vurmuyor çünkü..Kalın bir cam ardında gölgeli bir akşamüstü dışarıda , Bayraklı’ya kadar nefesimi tutmaya karar versem daha az zorlayıcı olurdu benim için.

Dolmuşta da değiliz hani , çeyrekliği uzatmam istensin , ya eski bir arkadaş ya da ense tıraşımı beğenmeyen bir insan evladı..Eski bir arkadaşsa , gereksiz bir sürü muhabbetler , sövme ya da övmeler..Geçmişimle ilgili lehte tanıklığı bile sevindiremez beni şu an , yapayalnız soyut bir bünye ile otuzbeşbuçuk dakikalık yolumda sakinliğe gömülmekti nihai hedefim..Evet nihai çünkü otobüste güzel kız yoktu , sınıftan arkadaşım yoktu..Nereden çıktı bu , beni koşulların oluşturduğu kararımdan alıkoymaya yakınlaşan , aklıma düşeyazan dokunuş..?!Etrafımda yaşlı yolcu var mı diye bakınsam, ama adama sormazlar mı , yirmi dakikadır aklın neredeydi ey oğul diye..Uyku numaramı bile tehdit edebilirdi bu dokunuş , ha uyuyor muydum , yok hayır başım hafif sağa eğik dışarıyı gözlüyordum.Üç saniye doldu bile , dört , beş ve altı…Yedide yabancıyız gene , belki yanımdakine musallat olur, belki dokunma amacı neyse o ihtiyacını , isteğini kendi kendine görür.Sadece dokunmasaydı keşke , “arkadaşım , beyefendi , oğlum..” filan deseydi , ya da bir isim deneseydi ben de.. “Bünyamin , Süleyman , Veysel Abidin..” tutmazsa bile bir duyumu daha rahatsız eder , böylece prensiplerimi aşabilirdim belki..Ama tek tıklık bir dokunuş , tetiklenme eşiğimi aşamadı..Hem belki ürpermişimdir , sanrıdır bu , öyle sanmışımdır yani..Şimdi arkamı dönüp baktığımda ya boş bir ifade görürsem?Ya bir çiftse arkamdaki , “ ne baktın bilader? ” derse çam yarması eril kişi?Ne derim, ne ederim?Haksız da değil , ben de kıllanırım böyle bir durumda , benden yakışıklı gençten biri arkası dönüp “ne var?” dercesine bakacak kız arkadaşımın gözüne..

Bu işte bir iş var , rahatsız olmam istendi , toplum içi davranış , sesleniş kurallarını anlatsam şimdi..Bakın desem Eski Yunan’dan beri bu işler böyledir desem..Olmaz bu da olmaz , son saniyeye girince rahatlarım sanmıştım , daha beterim , tüm dinginliğim kaçtı , dalgalı kur gibiyim, kek gibiyim portakallı , dönsem , dönmesem , bana mı seslendiniz desem , Taxi Driver filmindeki ayna sahnesine çalışmıştım , ama dirençli değilim o kadar..

Ve altıncı saniye işte dedim , kolumu uzatıp çektim kendime doğru küflenmiş pencereyi , hava doldu içeriye , arkamdan bir ses “..ben de onu diyecektim evladım..” dedi , yok oldu…

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Comments are closed.